Farsca yazılmış Yirminci asıra bakış kitabının tercümes
Kitabın içindekiler :

Başlangıç
1- Din ve mezhep seçmekte
2 – tesdid delilinin açıklaması
3 – şeyhileri red edenler ve onları kabul etmiyenlerin tanıtımı
4 –özet olarak şeyhilerin düşünceleri hakkında açıklamalar
5 – yirminci asıra bakış

Yazar : hac ebdürrıza ibrahimi han efendileri
Tercüme yapan ve mütercim : cafer seyf

بِسمِ اللهِ الرَّحمنِ الرَّحیم

Bismillaherrehmanerrehim
اَلحَمدُللهِ وَ سَلام عَلی عِباده الَّذینَ اصطَفی
Elhemdolellahe ve selamon ela ebadellezine estefa .

Hamd olsun cenabi allaha ve selam olsun onun seçilmiş bendelerine .

Ve sonra şöyle der ( söyler )  cenabi allahın miskin bendesi ebdorrıza  ebolgasim oğlu ve zeynolabedin torunu ki sayın cemal seferi isimli almanyada ikamet eden bir bey , Şii mezhebine  inanan Şeyhiler hakkında sorular sormuşlar. Sorulan sorulara özet ve kısaca cevap yazmak istedim , sonra düşündüm ki bu soruların cevabı sayın soru soran kişiye benzer din ve mezhep araştırmasında olan ve düşünerek ve anlıyarak inanmak istiyenlerin de işine yarar , onun için cevabı bir az açıklıyarak yazmak istedim . umarım soruyu soran ve ona benzer kişilere yararlı ve faydalı olur inşaallah . sayın soru soranın mektubundakı cumlelerin aynısını başlık ve cevablarımı onların açıklaması olarak yazıyorum , la hole vela govvete ella bellah .

Yazıp sormuşlar : kendime Din ve onun tamamlayıcısı olarak mezhep seçmek istiyorum .

Diyorum ki , çok güzel bir iş yapmak üzere siniz , öyle bir iş yapmak istiyorsunuz ki sizin dünya ve ahirette başarılı olmanıza sebep ve neden olacaktır . şimdi bu asırda ( zamanda ) cenabı allahın dini İSLAM dır . islam dan evvel ki dinler yehud ve nesara ( museviler ve  isevi ler ve hiristiyan lar ) kendi zamanlarında hepsi cenabı allahın hak dini imişler ve  o dinleri getiren peygember ler  de cenabı allah tarafın dan gelmiş ler .

Peygemberlerin sonuncusu bizim peygemberimiz  hazrete mohammed ebne ebdollah  sellelaho eleyhe ve aleh dir ki onun dini dinlerin sonu ve kitabı kitabların sonuncusu dur . onun helalı kıyamete kadar helal ve haramı kıyamete kadar haramdır  fakat peygemberimizin önceden haber verip buyurdukları gibi onun ümmeti yetmiş üç firgeye ( dala) ayrılmış ki  onların yetmiş ikisi doğru yolu kaybetmiş ve zillete düşmüşler ve fakat biri hak firgesi kalmış ki oda isnaeşerriyye firgesidir ve ona inananlar necat ehlidirler . bunlar hazrete peygember efendimizden sonra onun yolunu devam ettiren  ve hak  olan  hazrete     emirelmomenin  ( birinci imam hazrete ali ) eleyhisselamı kabul etmişler ve o hazretten sonrada onun onbir oğlu ve torununu müslümanların imamı ve öncüsü olarak tanımışlar ki o imamların onikincisi hazrete sahebol emr eccelellaho fereceh ve gözlerden gizli dir , ve cenabı allahın istediği ve selah bildiği günlerin birinde zuhur edecek ve tüm yer yüzünü zulumlardan arındırıp ve edl (adillik) ile dolduracaktır .

Şimdi eğer siz bir din kabullenmek istiyorsanız cenabı allahın dini İSLAM  ve hak mezhep Şİİ lerin  isnaeşer  ( on iki imama   inanan lar ) firgesi dir .

Yazmışlar ki : dünyada bu günler gereği ile hiç bir şeyi körler gibi gerekçesiz ve delilsiz kabul etmek mümkün değildir :
Diyorum ki : Tüm asırlar ve zamanlarda düşünce sahipleri arasında böyle imiş . hiç bir zaman hiç bir şeyi gerekçesiz ve delil olmaksızın kabul etmek doğru değilmiş , şimdide doğru olmaz . cenabı allah doğru konuşmanın işaretini delil ile konuşmak ilan etmiştir ve  KURAN da şöyle buyurmuş .

( gol hatu borhanekom en kontom sadegin )
قُل هاتوُا بُرهانَكُم اِن كُنتُم صادِقینَ
Yani söyle onlara , getirin delil ve burhanlarınızı eğer düz ve doğru konuşanlardansınız . cenabı allah her kese bir din seçmeden evvel akıl vermiş ki  onunla her işin  genel olarak doğru olup olmadığını anlıyabilir elbette , bu akılı da batini höccet koymuş , bu akıl insanı doğru yola hidayet eder , şimdi bu  akılla genel olarak doğruları seçip ayırt ettikten sonra ayrıntıları ve cüz iyyatı anlayıp ayırt etmek için bazı kişileri kendi höcceti ilan etmiş cenabı allah , ki ilk olarak onların sıfatlarını ve özelliklerini akıl delili ile anlayıp bildikten sonra cenabı allahın gösterdiği yollar ile kendimizde bulunan anlama , hıs ve düşünme aletleri ( göz , kulak burun ve bu gibi hıssi aletlerimiz ) ile o höccetlerin şahıslarını tanıyalım ve detayları onlardan alalım ve öğrenelim , çünkü çoğu kişilerin kafasında bulunan akıl  mükemmel akıl değildir ve detayları ve cüz iyyatı ayırt edemez  bu dediyimin delili ve burhanı ise  iki kişinin bir konuda ayrıntılı düşünceleri dir. görüyoruz ki aynı konuda iki kişi arasında iki ayrı düşünce vardır . aynı konuda birinin beğendiğini diğeri beğenmemekte , eğer bunların akılları mükemmel akıl ile karşılanırsa , birisinin ve ya ikisininde aklının az olduğu anlaşılacaktır . şimdi bir mükemmel akıl sahibini tanımadıkça ve kendi aklımızı onun aklı ile karşılaştırıp aynı düşünmemizi anlamadıkça kendi aklımıza nasıl güvenebiliriz . fakat genel konulara her kesin aklı varır ve anlar , çünki  batinde akıl zahirdeki göz gibidir . bazıların gözü iyi gürür bazıları iyi görmez , şimdi eğer bir kaç kişi birlikte uzak bir mesafeden bir dağa bakarlarsa her kes dağı görür , gözleri zayıf olanlar gözleri çok guvvetli olanlarla hiç bir fark olmaksızın dağı ki genel , büyük ve umumi sayılır görürler . fakat dağda bulunan cüziyyat ve dataylar , yani küçücük taşlar ve bitkileri her kes göremez , gözleri çok iyi görenler ve gözleri kuvvetli olanlar görürler bu küçücük taşları ve bitkileri . gözleri orta olanlar onlardan biraz büyük olanları görür , gözleri zayıf olanlar ise bu küçük şeyleri ki dağda olan detaylar ve cüziyyat sayılırlar göremezler ve seçemezler . şimdi dünyanın büyük ve genel konularını , mesela  bu kocaman ve azim dünyanın bir yaratıcısının olması gibi konuların isbatı tüm aklı olanlar , az ve  ya  çok aklı olanların hepsine kolaydır ve bu konuyu anlıyabilirler . en az akıl taşıyan kişi bir inşiaat ve binanın kendiliğinden oluşmadığını anlıyabilmesi gibi  bu kocaman dünyanında bu akıl ermez düzeni ile kendiliğinden oluşamıyacağını anlar ve kendi kendine isbat edebilir muhakkak. Hemide bu alemde ve dünyada gördüğü düzen ve hikmetten , bu dünyanın yaratıcısının  alim ve hekim  olmasının kanaatına varır ve bu dünyayı abes ve bir niyyeti olmaksızın yaratmadığını anlar . şimdi bu genel konuları tüm akıllar anlarlar bu anladıkları konulardanda bu neticeye ve sonuca varırlar ki bu düyayı yaratan hekim yaratıcının biz beni adem ve beşerin yaratılışındanda bir niyyeti varmış muhakkak . fakat başlangıçta bu niyyetten bizim hiç bir haberimiz yokmuş ve hiç bir şey bilmiyormuşuz . peki eğer bizim yaratılışımızdan cenebı allahın bir niyyeti varmış ve bizim onun onayını almamız için bazı işleri  yapmamız gerekiyormuş , bunların  ne olduğunu o kendisi bildiği yöntemlerle bize bildirmeli , çünki kendisi yarattı bizi ve bizim onun bizden ne istedığine cahil olduğumuzu biliyor . şimdi bize verdiği anlama ve bilme ve düşünme aletler ile onun bizden ne istediğini bilemediğimizi bildiğine göre ve yine bizim geyb bilmediğimizi bildiği için  bizim gözümüzün gördüğü , kulağımızın duyduğu bir alet ve ya vesile ve ya aracı ile kendi emirlerini bizlere duyurmalı ve söylemeli dir muhakkak . şimdi bu vesile ve aracı aynı bizim gibi bir beşerden başkası olamaz . çünkü bu aracının bir konuşabilen dili olmalı ki onun sesini duysunlar , onun bir heykeli , bir anatomisi olmalı ki onu görebilsinler . onun yaratılışı ve aklı ve şuuru öyle mükemmel olmalı ki cenebı allahın emirlerinden haberdar olmalı ve o emirleri diğerlerine ulaştırmalı ve söylemeli . cematlar ve bitkiler ve hayvanlar böyle bir aracılık yapamazlar tabi  ki  . onların şuurları insanlardan azdır çünkü , hemide bunlar konuşamazlar bildiğimiz gibi . onun için aynı bizim gibi beşer ve beniadem olmalı bu aracı . şimdi bu beniademin yalancısı da var, doğru konuşanı da , bunlardan bu peygemberlik iddiasını yalan olarak edenler olabilir tabi ki , hekim olan cenabı allah ki kendi emirlerini halka ulaştırmak istiyor , halkın doğruyu bulması ve yoldan çıkmaması için halkın anlıyabileceği bir işaretler koymalı bu aracısında ve sözcüsünde cenabı allah . böylece onu tanır ve ona ınanırlar ve anlarlar ki bu aracının zekası ve şuuru halkın hepsinden üstün olduğu için dir ki cenabı allahın emirlerini aracısız alabiliyor ve anlıyabiliyor ve cenabi allah ile irtibatı olduğuna göre bir kudret ve kuvvet sahibidir ki diğerleri buna sahip değildirler . genel olarak cenabı allah onu tayid etmeli ve onaylamalı ve onun doğruluğunu her kese bildirmeli ve aşikar etmelidir , eğer her hangi bir kimsede yalan olarak cenabı allahın aracılığı iddiasında bulunursa onu kendisi rusva etmeli ve yalancı olduğunu halka açıklamalı ve bildirmelidir . şimdi bu mensebi olan ve bu özelliği taşiyan kimsenin adı peygemberdir ki cenabı allahın emirlerini bize ulaştıran ve bizim de dua larımızı cenabı allaha yetiştirendir . şimdi akıl delili ve mantık ile  akıl az ve zayıf olursa bile bu iki genel konuyu anlamak mumkumdur . birincisi bu kocaman dunynın  alim ve kadir , kudretli ve hekim yaratıcısının varlığı ve bizim abes ve boşına    yaratılmadığımız . ikincisi bu yaratıcının bizi neden yarattığını anlamamız için muhakkak bir peygember göndermeli ki onun emilerinden ve hangi işleri yapmıyacağımızdan  haberdar olalım ve bu peygember öyle bir ayet ve özelliklere sahip olmalı ki bu ayetler ve özellikler onun konuştuklarının doğru olmasının ispatı olsun ve her kes ona inansın .

Ama bu peygemberin ismi ne olmalı , zahiri şekli nasıl olmalı , hangı şehirde olmalı , bunları artık zayıf  akıllarla bilemeğiz ve anlıyamayız  ve beklemek zorundayız ki o peygember kendi kendisini tanıtsın ve bize anlatsın .

Bu iki genel konuyu biz kendimizde bulunan akıl ile anlıyabilir ve bu iki konuyu kendi inançlarımızın temeli olarak yola çıkıp ve acaba dunyada ve geçen senelerde bu akıl yolu ile vardığımız netice gerçekleşmiş mi ? böyle bir şahıslar gelmiş mi gelmemiş mi bir araştırma yapalım . bu araştırma sonucu anlıyoruz ki evet geçen senelerde böyle kimseler varmışlar ve cenabı allahın peygemberiyiz iddiası ile  bazı möcüzler yapmış ve ayet ve işaretler göstermişler ki onların iddialarının doğruluğunu gösteren işlermiş bunlar . bundan başka cenabı allah alim olduğu halde ve bunların iddialarını duyduğu ve gördüğü halde ve bu şahısların yalancı oldukları halde onların tüm işlerini ve iddialarını batil edebileceği halde onların doğruluğunu ve hak oluşlarını taid ve tasdik ve tesdid etmiş cenabı allah ve  bundan başka bir çok kimsede onlara inanmış ve onları tasdik etmiş .

Bu anladıklarımız konulardan,muhakkak oluyor ki hazrete musa ve hazrete isa ve hazrete muhammed ebne ebdollah ( eleyhe ve eleyhomesselam ) gibi peygemberler hepsi doğru konuşan ve hak larmış ve cenabı allah tarafından gelmişler ve görüyoruz ki onların sonuncusu kendi zamanında ve hayatı boyunca gösterdiği  möcüzler den başka ki onun doruluğunun isbatı sayılırlar hepsi , kuran ismi ile birde bir kitap getirmiş ki bu kitabın cenabı allah tarafından nazil olduğunu iddia etmiş ve bu kitap kendisi de bir mücizdir ve onun mislini kimse yazamaz ve getiremez demiş ve bu güne kadar da ki bin dört yüz yıl kadar geçmış, kimse onun mislini yazamamış ve getirememiş . bu kitap da geçmiş peygemberlerin ve bu peygemberin kendisinin möcizelerinin tümü yazılmış ve anlatılmış .

Bu möcüzleri kimse inkar etmemiş ve edememiş , kabul etmiyenler varsada onların sihir olduğunu söylemişler , bu möcüzlerin esasını ve bu işlerin kimse tarafından yapılamıyacağını inkar edememişler , fakat bunların sihir oluşuna da bu güne kadar hiç bir delil ve mantık getirememişler ve böylece  delilsiz bir iddia etmişler , cenabı allah da her  işe kadir olduğu halde onların batil ve yalan olduklarına dayir hiç bir delil ikame etmemiş ve bize bildirmemiş . bunlardan başka o hazretin bakiye ( her zaman kalan ) möcüzüde bizim aramızdadır o hazretin arap duşmanları bu geçen bin dört yüz senede  o kitabın mislini yazamamış ve getirememişler .

Bu söylenenlerin toplamından  o hazretin ( peygemberin ) söylediklerinin hepsinin doğru olmasına kesin bir inanç doğmuş olur ki o hezret cenabı allah tarafından gelmiş ve onun peygemberidir ve haber verdiği gibi onun getirdiği din ondan evelki dinlerin hepsini ortadan kaldırmış ve iptal etmiş ve kendileri peygemberlerin sonuncusu durlar . o hazretin şeriyeti  şeriyetlerin sonuncusu ve geçen zamanlarda gelen peygemberlerin hepsi doğru ve haklarmış  illa ki o peygemberlerin şeriyetlerinin geçerliliğinin zamanı kısa imiş . önceki peygemberlerin şeriyetleri bir sonraki peygemberin getirdiği şeriyetle  geçersiz olur ve ortadan kalkar , önceki şeriyetlerde kalan kimseler sonraki peygemberi ve onların şeriyetlerini  kabul etmedikleri için  cenabı allah dan itaet etmemiş ve onun gönderdiğini kabul etmediklerine göre  yoldan çıkmışlar ve batildirler .

Bu deliller ve gerçeklerle  dinimizin iki esası ve temeli  isbat olur , birincisi cenabı allahın var oluşu, ikincisi onun bir peygemberi vardır ki ismi mohemmedebne ebdollah sellalaho eleyhe ve aleh dir ve cenabı allahın sözcüsü dür ve onun emirlerini ve nehy ettiklerini bize ulaştırır .

Şimdi peygemberin varlığına ve onun cenabı allah tarafından geldiğine inandıktan sonra  onun bize haber verdiği , cenabı allahın adillik ve kudret ve kuvvet , ilim , her şeye besir oluşu ve saya gelmiyecek kadar çok olan  sıfatlarını ve özelliklerini kabul ederiz . kendi yetersiz aklımız ile o cüz iyyatı ve detayları isbat edebilsekde edemessekde kabul etmemiz gerekiyor . onlardan her hangisi kendi yetersiz aklımıza ermez ise  bile kendi aklımızı bir tarafa bırakıp onun buyuruklarını kabul etmemiz ve ona inanmamız  gerekiyor . zira kendi aklımızın  tüm detayları anlıyacağına güvenemiyoruz  , bakıyoruz dünyada zahirde olan ve görünen bazı işleri ve bazı ilimleri ki bizden başka kimseler onları kolaylıkla yapabiliyor ve öğrenebiliyor,biz yapamıyor ve bilemiyor ve anlıyamıyoruz , buradan alacağımız sonuç şu ki , batini konularda bizim yetersiz olan aklımızın yapacağı yanlışlık daha fazla olacaktır . onun için doğru ve selamet yol ve yöntem kendi yetersiz aklımıza güvenmemek ve cenabı allahın peygemberinden almak ve öğrenmektir . çünkü onun aklı mükemmeldir ve cenabı allah her şeyi ona vehy ediyor . bunun içindir ki bize haber verdiği  kıyamet , cennet ve cehennem , hesap ve kitap , şeriyet ödevleri ve  tüm geybi işleri olduğu gibi kabul ediyoruz , bunlardan her hangisini de aklımız ile anlarsak cenabı allaha  aklımızı çoğaltmış diye şükür eder ve her hangisini de aklımız ile  anlamazsak teslim olur ve kabul eder ve dua ederiz ki cenabı allah aklımızı bunlarıda akıl yolu ile anlamamız için aklımızı çoğaltsın .

Bu istidlallardan , delil lerden ve mantıklardan anlıyoruz ki bizim görevimiz cenabı allahın kitabından ve onun peygemberinden almak ve öğrenmektir .

Bu yazdıklarımdan sonra cenabı allahın kitabına baktığımız zaman görüyoruz ki cenabı allah kitabında her şeyin varlığını ve bulunmasını buyurduğuna rağmen o kitabın zahirinden ki küçük bir kitabdır her şeyi anlıyamıyoruz , bunu kitabın kendiside küçüklüğü ile bize göstermekte ve onun içinde yazılmış olanlar dünyadaki tüm konuları içeremiyeceğini göstermektedir . onun için muhakkak tüm konular kuraanın zahirinde değil , kuraanda vardır ki onun açıklamasını cenabı allah ve ilimde sabit ( özel şahıslar ve masumlar ve imamlar )  olanlardan başka kimse bilemez ve açıklıyamaz , kendimize baktığımız zaman görüyoruz ki biz bu kuraanda söylenen özel şahıslardan değiliz ve her şeyi , her konuyu cenabı allahın kitabından çıkaramıyor ve anlıyamıyoruz , böylece biliyor ve anlıyoruz ki cenabı allahın kitabı tek başına bize yetmiyecek ve onunla bilmediklerimize ve bize mechul olan mevzulara ve konulara varamıyacağız ve bilmediklerimizi çıkaramıyacak ve anlıyamıyacağız , hatta ki kuraanda yazılı olan hükümlerin cüz iyyatını ve nasıl icra olmasını ve uygulanmasını, ondan çıkaramayız ve uyguluyamayız . mesela kuraan da cenabı allahın verdiği emiri görüyor ve okuyoruz ki  namaz kılınız fakat kuraandan namazın nasıl kılınacağını öğrenemeğiz ; nasıl ne zaman kaç reket kılacağız kıldığımız namazda neler söylüyeceğiz bunlar hiç biri kuraanın zahirinde görünmemekte ; diğer hükümler de aynı bunun gibi dir .

Böylece bir tek yol ve yöntem kalıyor bunları anlamak için . o da hazrete peygember efendimizin buyuruklarına muracıat etmektir.çünkü ondan başka kimse kuraanın manasından ve içeriğinden haberdar değil ve bilmiyor . bizim bilmediğimiz ve anlamadığımız gibi diğer şahıslarda bilmez ve anlamazlar : eğer bazı şahıslar biz anlıyoruz diye iddia da bulunurlarsa onların doğruluklarına hiç bir delilimiz yoktur .

Hiç bir mantık ve delil yoktur ki kuraanı anlamak için kendimize benzer kişilere ve şahıslara ki  akılları bizim aklımız gibidir ve cenabı allahın emirlerini anlamamakta bizim aynımızdırlar  uyalım .

Bir tek yol ve yöntem bu konuda hazreti peygember efendimizin buyuruklarına muracaat etmemiz dir ( sellellaho eleyhe ve aleh ) ki bu buyuruklara SÜNNET denir .

Şimdi peygember efendimizin buyuruklarına muracaat ettiyimiz de görüyoruz ki o hazret yirmi üç yıldan fazla davet etmemiştir . bunun ilk on üç yılı da çok zorluklarla kurbette yaşamış ve Medineye hicret edinceye kadar bir kaç kişiden başka ona inanan yokmuş . hayatının son on yılını da harp lerle uğraşmış durmuş . bazı tarihlerde bu az zamanda seksen harb yapmış yani her kırk beş günde bir harb yapılmış, onun için ümmetin tüm hükümlerini kıyamete kadar gereken her konuyu anlatmak için çok az zamanı varmış peygember efendimizin . söylenildiği gibi dört bin hadisten fazla o hezretten elde yoktur dinin tum hükümlerinin bu dört bin hadisle açıklanması mümkün değil tabi ki.

Şimdi anlamamız gerekir ki :   
cenabı allahın bu peygemberi " benim getirdiğim din kıyamete kadar kalacak ve her şey bu kitabda ve dinde vardır " demiş  
fakat  tüm gereken hükümleri söylememiş ve ölmüş gitmiş .  aramızda bir kitap kendinden işaret olarak bırakıp gitmiş olduğu bu kuraan da her gereken şeyi içerdiği halde her kes onun  içeriğini anlamıyor ve tüm ihtiyaçları karşılamıyor .

peki cenabı allahın bu peygemberi kendinden sonra bu ümmete nasıl bir görev tayin etmiş ve onları nasıl yönlendirmiş ?
bunu anlamak için en iyi yöntem bu peygemberin kendi sözlerine ve kendi buyurklarına muracaat etmektir . eğer bu peygemberin söyledikleri sözler içerisinde bu konuda bir söz bulamassak bu peygemberin peygemberliğinin doğru olmasında şüphe etmeliyiz .

çünkü her hangı bır şahıs böyle bir iddiada bulunup da ben cenabı allahın peygemberiğim . tüm ümmet kıyamete kadar benim şeriyetimi uygulamak zorunda dedikten sonra kendi yaşadığı dönemlerde tüm hükümleri beyan etmeden kendinden sonra da ümmetin ne yapacağını söylemeden kime ve nasıl muracaat etmelerini demeden aralarından ayrılıp ölüp giden bir kimseye cenabı allahın peygemberi değil, akıllı  bile demek mümkün değil . fakat o efendimizin buyuruklarına muracaat ettiğimiz zaman böyle yapmamış ve bu önemli konudan gaflet etmemiş ve ümmetin görevini kendinden sonra açıkça beyan etmış ve cenabı allahın emirlerinin tümünü birer birer uygulamış ve peygemberlik görevini yerine getirmiş . hayatının sonlarında son haccını yaptıktan sonra Mekkeden döndüğü zaman  GEDİRE HOMM ismindeki bir yerde kendisine eşlik eden yüz binden fazla müslümanı toplayıp ve bu konuda onlara açıklama yapmış ve tüm gerekenleri onlara söylemiş .  
onlara buyurmuş ki  ALİ  cenabı allaha davet eden ve cenabı allahın kitabını tefsir eden dir . biliniz ki helal ve heram sayılacak kadar değildir ki size sayayım . ya onların tarifini size yapayım ve sizi helala emr edeyım ve heramdan uzak durmanızı istiyeyim . emir verildi bana cenabı allahtan ,  emirelmomenin ve ondan sonraki imamlara sizlerden BEY ET almak için . ey halk ey millet düşünün ve anlayın cenabı allahın ayetlerini, ve bakın onda olan mohkemata ve uygulamayın onda olan müteşabıhatı . yemin olsun cenabı allaha, sizlere hiç bir zaman söylemiyecek onda olan zevaciri ve sizlere açıklamıyacak onda olanları ellerini tuttuğum kişiden başka bir şahıs .
aynı hutbede ve konuşmada vardır ki  :  ey millet ey halk  cenabı allah bana emr ettı ve beni nehy etti   bende ALİ ni emr ettim ve nehy ettim  oyüzden bildi allahının emirlerini ve nehy ettiklerini  bu yüzden onun söylediklerini dinleyin ve uygulayın ve teslim edin .  yine aynı konuşmada vardır ki peygember efendimiz buyurmuş : ey millet cenabı allah celle celalehu emir vermiş bana ki ALİ ni sizin aranızda , yükseltem ki sizin aranızda bayrak gibi olsun imam olsun . halife olsun ve vesi olsun ve emir vermiş cenabı allah onu kendime kardeş ve bakan yapmama . yine aynı konuşmada buyurmuş ki  her hangi bir şahıs ki ben ona mola ve büyük isem  ALİ de onun molası ve büyüğüdür . ey allahım onu seveni sende sev onu duşman tutanı sende duşman tut . yardım et , ona yardım edeni . ebne mogazeli sünnülerin alimlerinden rivayettir ki  hazreti peygember efendimizin bu buyurduğundan sonra  ömerebne hettab  emirelmomenine böyle demiş ( behk behk leke ) yani  ne mutlu sana ebu talibin oğlu  benim ve tüm mömün ve mömünelerin molası ve ağası oldun .

bunlardan sonra cenabı allah kuraana nazil buyurdu .

َالیوُم اَكمَلتُ لَكُم دینَكُم وَ اَتمَمتُ عَلَیكُم نِعمَتی وَ رَضیتُ لَكُمُ الاِسلام دینا
Elyome ekmelto lekom dinekom ve etmemto eleykom nemeti ve rezito lekomol eslam dinen .
Yani  : bu gün sizin dininizi tamamladım ve nimetimi sizin için sona erdirdim ve rıza oldum islamiyetin sizin dininiz olsun diğe
Ve bu GEDİRE HOMM hadisi emirelmomeninin hilafetini ve vesiliğini açıklayan hazrete peygember efendimiz tarafından söylenen yüzler hadisten bir tanesidir ki onu sünni ler ve şii ler rivayet etmişler . ebne şehre aşub tan rivayet tir ki  şii ve sünni alimleri tarafından yazılmış olan bin cilt den fazla kitap da bu rivayet yazılmış ve peygember efendimizden çeşitli şekillerde rivayet edilmiş . bu kitap lardan bazıları Ebgatel envar gibi ki bir kaç cilitten oluşmuş ve çok büyük olan gayetolmeram kitabı gibi hala duruyor ve bu gadire homm hadisesini ki çeşitli şii ve sünni raviler tarafından rivayet edilmiş içeriyor ki insaflı ve akıllı kimselere artık hiç bir şüphe  kalmaksızın hazrete peygember efendimiz ümmetini kendinden sonra kendi başlarına ve görevsiz bırakmamış ve ümmete imam ve halife tayin etmiş ve bu işle cenabı allahın rizayetini elde ederek onun dinini tamamlamış .

Şimdi akıl yolu ile anlamıştık ki peygember kendinden sonra cenabı allahın hükümlerini anlayan ve bilen bir imam ve vesi tayin etmeli ve ümmete tanıtmalı . tarihe ve nakl edilenlere söylenenlere  (gerçekte olanlara ) baktığımız zaman görüyoruz ki böyle olmuş ve her iki yol ( akıl ve nakl yani söylenenler ) ile anlıyoruz ki o imam ve vesi hezrete emirelmomenin ALİ ebne ebitalip dir .
Bir ayrı bakışla görüyoruz ki ondan başka bazı şahıslar da hazreti peygember efendimizden sonra bu megamı ve mensebi iddia etmişler velakin cenabı allah onları rusva etmiş ve yalancı olduklarını ve batil oluşlarını her kese ve halka ve ümmete bildirmiş . mesela onların ilki ebubekir imiş ki bir kaç kişi toplamış ve kendini halife ilan etmiş . onun iddiasının batil oluşunun delili , iddiasına hiç bir delil ve burhanın olmamasıdır . cenabı allah doruluğun işaretini delil ve burhan ilan etmiş ve kendi kitabında buyurmuş( hatu borhanekom en kontom sadegine )
هاتوُا بُرهانَكُم اِن كُنتُم صادِقینَ
yani : getitirin ve gösterin delilinizi ve burhanınızı eğer doğru konuşanlardansanız 
ve o şahıs halife olması için hiç bir delili yokmuş  onun için doğru konuşan değilmiş . evet bir tek hadis hazreti peygember den rivayet ederdi ki buyurmuş benim ümmetim zelalete toplanmazlar bu hadis de onun doğruluğuna neden olamaz çünkü ümmet tüm müslümanlara söylenir . tüm müslümanlar onun hilafetine oy vermemişler ve onu onaylamamışlar . onun için onun iddiası delilsizmiş bundan başka hazreti peygember efendimiz emirelmomenin hazretlerinin yüce mekamı hakkında o kadar hadis buyurmuşlar ki  o yazık da bu hadisleri igrar etme mecburiyetinde kalmış ve kendisi minberde soylemiş ( egiluni egiluni leste bekheyrekom ve ELİ yyon fikom)
اَقیلوُنی اَقیلوُنی لَست بِخِیرِكُم وَ عَلیٌّ فیكُم
yani bırakın bırakın beni ben sizin en iyiniz değilim ALİ sizin içinizdeyken .

şimdi eğer doğru diyormuş ise  neden kendisinden iyi birisine öncelik yapmış ve onu geride bırakmış ve onun yerine geçmiş, ama doğru dememiş ise bu nasıl bir halife iymiş ki yalan diyormuş . böylece ondan sonra ÖMER halifelik iddiasında bulunmuş , onun sözü de delilsiz miş zira onun halife olma delili ebubekirin onu seçip halife yapmasıdır . bunu söylüyene bu soruyu sorma düşer , ebubekirin müslümanlara halife seçme hakkı nereden doğuyormuş böyle bir hakkı kim ona vermiş . cenabı allahın böyle bir vahyı yoktur muhakkak,  hazreti peygember efendimiz de sellaho eleyhe ve aleh ne onu halife ceçmişler nede müslümanlara halife seçme hakkı ona vermişler. müslümanlarında eğer halife seçme hakları varsaymış nerde ve nasıl ona böyle bir hak vermişler bunlardan başka ömer kendini halife bildikten sonra minbere çıkmış ve demiş ki : ebubekirin bey eti felteydi yani düşüncesiz bir iş ve yoldan sapmaymış , bundan böyle kim ona benzerini yaparsa onu öldürün . şimdi dikkat edelim  ikinci halifenin düşüncesi itibari ile birinci halife iyle be yet doğru değil ve yoldan sapma iymiş ve bu işi  tikrar edenlere ölüm cezası tayin etmiş ikinci halife , acaba bu söylediklerinde sadıkmıymış ikinci halife?   böyle olunca ona sormak gerekir ki öyleyse birinci halife hangı hakla müslümanlara halife seçmiş, sen diyorsun ki onun yaptığı sapmaymış peki öyleyse birinci halifenin halifeliği doğru değilmiş ve kendinden sonra seçtiği halifede doğru olamaz ve böylece ikiside kendi söyledikleri sözlerle mahkum oluyarlar ve yalancı olmaları açıkça ortaya çıkıyor. bu söylediklerinde sadık değilde yalan söylemişlerse , nasıl oluyorda yalancılar cenabı allahın ve peygemberin halifesi oluyorlar . başka şeylerde vardır bunlardan birisi ömer bir gün minberde böyle demiş :  benim bir şeytanım vardır ki bazen bana geliyor  nezaman beni saptırırsa siz beni doğruya itiniz ve eğer hata yaparsam beni hidayet ediniz ve  hatamı düzeltiniz . şimdi bu nasıl halifedir ki şeytanın oyunlarına geliyor ve ona uyuyor ve kendi ümmetinden ki onları hidayet etmek için halife olmuş yardım istiyor benim hatalarımı düzeltin diğe .

Bundan sonraki halife OSMAN da delilsiz iddia ile halife  olmuş çünkü onun halifeliği böyle gerçekleşmiş . ömer kendinden sonra kimin halefe olacağına , altı kişiyi seçmiş ve onlardan kimin halife olmasına oy kullanmalarını istemiş . başka birisinide onlara bekçi koymuş ve demiş ki eğer bu altı kişi kendi aralarından birini halife seçmezlerse hepsini öldür . şimdi ömer nereden böyle bir emir vermek için  hak kazanmış, hangi delil ile altı kişinin ölüm emrini vermiş, hangi delil ile müslümanların seçme hakkını bunlara bırakmış .

Şimdi bu adam ebubekir ile be yet etmenin yoldan sapma oluşunu savunuyor iken onun halife olmasının da doğru olmıyacağını savunan bir şahıs olduğu açıktır , peki kendi hilafeti hakkında ne düşünelim ? onu halife yapan ebubekir değil mimiş ? ebubekirin hilafeti doğru değilse tabi ki ömerinkide  doğru olamaz, çünkü ömeri ebubekir tayin etmiş halifeliğe .

Peki böyle bir kimsenin müslümanlara böyle bir haksızlıkla halife tayin etme hakkı nasıl ve nereden doğuyor acaba .

Bunlaradan başka osman efendi o kadar zulum ve haksızlık etti ve müslümanların haklarına tecavüz etti ki müslümanlar toplanıp onu öldürdüler .  
Şimdi bu halifelerin yaptıkları işler ve söyledikleri sözler hepsi onların doğru olmadıklarının birer isbatıdır ve cenabı allah böylece onları rüsva etmiş ve yalancı olmalarını göstermiş tüm dünyaya .

Velakin emirelmomenin hazretleri hakkında ki, cenabı allahın vahyi  ve emri ile hezreti peygember efendimizce hilafete atanmışlar bu güne kadar müslümanlar tarafından her hangi bir kötü laf söylenmemiş ve o hazretin söyledikleri ve yaptıkları tüm müslümanların ve tüm akıllı ların yol göstericisi olmuştur .

Hiç bir kimse o hazretin iddiası nın doğru olmaması hakkında her hangı bir delil ve mantık getirememiş ve gösterememiş .

Şimdi hem akıl ve hemide nakıl yolu ile ( nakıl söylenenler ve tarihde yazılmış olan gerçekler demektir )  bize muhakkak olmuş ki peygemberin kendinden sonrası için halifesinin oluşu lazım ve şartdır . söylenenlere baktığımız zamanda hazreti peygember efendimiz emirelmomenini kendinden sonra için halife seçmiş ve kendi yerine koymuş  o hazret de hilafet iddiasında bulunmuş , bu güne kadar da hiç bir doğru delil ve mantık onun halife olmamasına dayir önerilmemiş ve getirilmemiş, cenabı allah da o hazretin iddiasını tayid etmiş ve onaylamış ve hilafetin başka müddeilerinin ve iddia edenlerinin yalancılığını isbat etmiş ve açıklamışdır .

Bunları gördükten sonra her hangi bir ınsaflı şahıs için artık her hangi bir şüphe kalmaksızın hazreti peygember efendimizin halifesinin emirelmomenin hazretlerinin oluşu ortaya çıkmış oluyor ve o hazretten sonra da hazreti peygember efendimizin nessi ne göre ( çok açık söylenen ve şüphesi kalmıyan konulara ness denir ) ve Ali eleyesselamın dediklerine dayanarak  ondan sonra da onun onbir oğlu ve torunu biri birinden sonra o hazretin halifeleri dirler ve onların sonuncusu diri ve hayattadır fakat bazı nedenler ile gözlerden üzak ve görünmez olmuştur  isnaeşer şiiler böyle inanmakta ve bu inanışa göre de cenabı allahın höccetinin yer yüzünde var oluşu ispatlanmış oluyor . isnaeşer şiilerinin haklı olmalarının ve doğru olmalarının en büyük ve en kuvvetli delil ve mantıkları budur işte, yani cenabı allahın tüm zamanlarda yer yüzünde bir höcceti vardır .

Şimdi görüyoruz ki sünnilerin yalan olsa bile hiç bir halifeleri yoktur , isnaeşer olmayan şiilerde her hangi bir imama sahip değildir ler . bunların batil oluşlarının ve doğru  olmadıklarının en büyük nedeni  budur ki  cenabı allah ile halkın arasında hiç bir vasıta ve vesile ve irtibat yoktur demeye mecbur kalmışlar bu düşüncelerle . onun içinde cenabı allaha hiç bir yol yoktur ve aracı da yoktur, bu yüzden de irtibat da kesilmişdir diyorlar . velakin isnaeşer şiiler hazreti veliyye esr eccelellaho ferecehin varlığına inanıyor ve o hazret , kendilerini görüyor ,  duyuyor diye inanmaktadırlar  ve o hazret vasıtası ile dinin korunmasına inanmakta ve bu koruma nedeni ile de emin olarak ve her hangı bir şüphe olmaksızın keni dinlerini uygoluyorlar bu dünyada da bir tek hak olan firge bu isnaeşer firgesidir . demek ki bu delillerle dinimizin üçüncü olan esası ki imamları tanımak ve onlara inanmakdır ispatlanmış oluyor .

Şimdi yine düşünüyor ve diyoruz ki peki bu dediklerimiz doğru fakat peygember efendimiz bizim içimizden köçmüş ve gitmiş o efendimizin halifelerinin on biri de dünyadan gitmiş ve vefat etmişler onların onikinciside gözlerden gizlidir ve biz onların hiç birisine varamıyoruz , peki şimdi ne yapalım ne edelim eğer bunlar cenabı allah tarafından gelmişlerse ve cenabı allahın emirlerini bize iletmek için var olmuşlarsa islam dininin kıyamete kadar kalması düşüncesi ile bu zamanda ( geybette ki biz o zamanda bulunmaktayız )  bizi boş bırakmamalı ve bizim görevimizi açıklamalı ve söylemelidiler tabi ki . onun için kendilerinin buyuruklarına muracaat ediyor ve bakıyoruz.  bakalım ne anlıyoruz  onların söylediklerine baktığımızda, görüyoruz ki hazreti höccet ( onikinci imam ) ecelellaho fereceh ( cenabı  allah onun zuhurunda tacil etsin yani çabuk gelsin ) bizim görevimizi tayin etmiş ve ne yapacağımızı bildirmiş ve söylemişlerdir . kendi yazılarından birinde böyle yazmışlar .

(emmel hevadesel vagee fercu fiha ela rovate hedisena feennehom hocceti eleykom ve ene hoccetollah )
اَما الحَوادِث الواقِعةفَارجِعوُا فیها اِلی رُواة حَدیثِنا فَاِنَّهُم حِجَّتی عليكم وَ اَناَ حُجَّة اللهِ
yani :yüz veren hadiselerde bizden rivayet edenlere muracaat ediniz onlar sizlere benim höccetimdirler bende cenabı allahın höccetiyimdir .
bundan anlıyoruz ki bizim din konusunda görevimiz o  hazretten riveyet edenlere başvurmamız ve onlara muracaat etmemizdir .

Fakat henüz bilemiyoruz ki acaba her hangı bir şahis bir kitabı açıpda her hangı bir rivayet söylerse o şahıs imamı  zeman eleyhessalamın bize höccetimidir, yoksa bu şahısların bir özelliklerimi olmalı . yine bu imamın yazdıklarına baktığımız zaman görüyoruz ki bir başka yazıda böyle yazmışlar imam eleyhesselam . ( la ozre le eheden men mevalinena fitteşkike fiha yervihe enna segatena ged erefu be enna nefavezohom serrena ve nohemmelohom iyyaho eleyhem )
لا عُذرَ لِاَحَدٍ مَن مَوالینا فی التَّشكیكِ فیما یَرویه عَنّا ثِقاتنا قَد عرفوُا بِاَنّا نُفاوِضُهُم سِرَّنا وَ   نُحَمِّلُهُم اِیّاهُ اِلَیهِم
yani: bizim dostlarımızın hiç birinin kendilerini ve başkalarını , bizim itimad ettiğimiz şahısların bizden rivayet ettiklerinde,  şupheye düşürmeye hakkları yoktur. Çünkü  anlamışlar ki biz onları kendi sırlarımıza ortak yapmış ve sırlarımızı onların aracılığı ile dostlarımıza yetiştirir ve ulaştırırız
. bu buyuruktan anlıyoruz ki doğrulğu ispat edilmiş ve sağlam ve güvenilir şahısların rivayetlerini kabul etmeliğiz . yine haberlere baktığımız zaman onbirinci imam hezrete imam hasan eskeri eleyesselamın buyurduğu sözü görüyoruz ki böyle buyurmuş ( fe emma men kane menelfogehae saenen lenefse hafezen ledine mohalefen ela  hevae motien le emre molaho fe elliyel evame en yogelleduho vezaleke la yekuno ella beezo fogehaeşşiete la cemiehom )
فَاَمّا مَن كانَ مِن َالفُقَهاءِ صائناً لِنَفسِهِ حافِظاً لِدینِهِ مُخالِفاً عَلی هَواهُ مُطیعاً لِاَمرِ موُلاهُ فَعَلی العَوامِ اَن یُقَلِّدُوهُ وَذلِكَ لا یَكوُنُ اِلاّ بَعضُ فُقَهاءِ الشیعةِ لا جَمیعهم  
 yani : fegihlerden ve din adamlarından her hangisi ki nefsi ile mucadile edebilirse ,dinini koruyabilir ise nefsinin karşısında dayanabilir ise ve molasının ve büyüyünün emirlerine uyarsa  milletin onu onaylamaları gerekiyor ve onu itaet etmek ve taklid etmek gerekiyor ve bunlar şii fegihlerin hepsi değil de bazılarıdırlar
.bu buyurukdan anlıyoruz ki dinimizi öğreneceğimiz şahıslar düz ve doğru rivayet etme özelliğine sahip olmaktan başka kendi dediklerini kendileride uygulamalı ve nefsini imamının söyledikleri yönde kullanmalı ve onu karşısına almamalı ve hakiketen din dar ve onu uygulayan ve dinini koruyanlardan olmalı , bu şahıs kendi istekleri doğrultusunda hareket etmemeli nefsinin karşısında direnmeli ve imamının emirlerine uymalıdır. bu sözlerin sonunda olan uyarınıda dikkate alırsak , anlarız ki her hangı bir şahıs kendini fegihe ve din adamına benzetirse bile bu söylenen sıfatlara sahip olamaz , lakin bunlardan bazıları böledirler , bu sıfatlara sahip olanları kabul edip ve onlardan dinimizi öğrenmeliğiz , onları taklit etmek vacibdir , diğerlerini kabul etmemeli ve onlara inanmamalıyız . şimdi tüm şiiler bu üç hadisin var oluşunu kabul etmiş ve söylemiş ve rivayet etmişler ve ona inanmışlar hiç bir şüphe kalmamış ki imam kendinin bulunmadığı zaman için halka bu görevi vermiş ve onları başı boş bırakmamış ve kime ve nasıl muracaat etmelerini öğretmiş tabi ki .
Demek ki bizim katiyyen ne yapacağımız ve görevimiz belirlenmiş  biz böyle kimseleri aramalıyız onları bulup onlardan dinimizi öğrenmeli ve uygulamalıyız .

Şimdi imamımızın bize verdiği emir icabı böyle şahısları bulma çabasına girelim .

Tabi ki böyle bir kimse allahsız lar içinde olamaz yehud ve nesara içindede bulunamaz böyle kimseler , müslümanlar içinde aramalıyız böyle bir kimseni . sünnüler içindede olamaz böyle bir kimse çünkü sünniler bizim imamlarımızın imametine inanmıyorlar ki , demek böyle bir kimse isnaeşer şiilerin içerisinde olmalı  tabi ki, bu şahıs cahiller arasında olmamalı çünkü biz ilim arıyoruz ve cahilde ilim olmaz ,demek ki böyle bir şahıs alimler ve ilim adamları arasında olmalı . alimlerin hepsinde o dediğimiz sıfatlar bulunmamakta dır, demek ki onlarda olamaz bizim aradığımız şahıs . bir ve ya bir  kaç kişi geri kalıyor ki onları bu söylenen sıfatlara sahip buluyoruz . fakat merakımızdan acaba bu adam hakiketen böylemidir yoksa riya ve tazvir yaparak kendini benzetmiş bu adamlara diye kendimize soruyoruz, bunlardan bazıları batinde bu sıfatlara sahip değiller ve dünya malı ve menseb ve megam gibi dünya işleri için kendilerini bu sıfatlara sahip gösterirler, velakin batinde yalancı ve tegvasızlar , cenabı allahın ve onun resulunun buyurduklarını doğru anlıyıp bize rivayet etmeye hiç bir istekleri yoktur bunların, hatta ki bunlar bazen tegvasızlıkdan dünya işlerinin geçimi için cenabı allah ve peygemberinin söylediklerinin tersinide rivayet eder ve işlerinin geçerini sağlar ve hak olmayan bir söz söylerler . buradadır ki her yerde olduğu gibi cenabı allahtan yardım istemeliyiz ve onun tayid ve tesdidine güvenmeliğiz . çünkü cenabı allah kendi kitabında haber vermiş hakkı koruyacağına ve batili ibtal edeceğine ve yine vade vermiş ki onun yolunda mucahide edenleri kendi yoluna hidayet edecektir . buyurmuş ki ( ellezine cahedu fina lenehdeyennehom sobolena )
اَلَّذینَ جاهِدوُ فینا لِنَهدَیَنَّهُم سُبُلَنا
yani her kimse bizim yolumuzda mucahide yapıp çalışırsa muhakkak biz onu kendi yollarımıza hidayet ederiz
. ve imam elehesselamın tarif ettiği kişiler cenabı allahın yollarındandırlar . elbette eğer her hangi bir kişi çalışıpda onları tanımak çabasına kötü niyyeti olmaksızın girerse tabi ki cenabı allah onları tanıtır ve onları tayid ve tesdid eder . kendilerini riya ve tezvirle bu kişiliğe sahip tanıtanları ise rüsva eder ve onların yalanlarını ve hakiketen din peşinde olanlara , farklarını açıklar ve zahir eder
Bu tayid ve tesdid dediğimiz iş yani cenabı allahın bir şahsı ve ya bir konuyu kabul edip onu kendi kudreti ile onaylaması ve çeşitli yollarla onun doğruluğunu ümmete ve dünyaya açıklaması ve bildirmesi demektir ki en büyük haklılık nedenlerinden ve delillerinden sayılır bu tayid ve tesdid .

Bu tayid ve tesdid olursa insan her hangı bir konuyu rahatlıkla kabul ederbilir , bu olmazsa dünyada hiç bir şeye hakiki inanmak mümkün olamaz . eğer dikkat ettiseniz en son peygemberlerin nübüvvetini ve peygemberliğini ve imamların imametini ve imamlığını bu delil ve mantıkla isbat ettik ve bu çeşit delil ve  mantık ve burhan , aklı diğerlerine göre daha fazla çalışanlara ayittir , çünkü halkın çoğunluğu esbab ve araçlar ve vesilelere güvenirler , velakin bu dediğimiz delille bir şeyi isbat edenler ise , esbaplara sebep olana ve vesileleri vesile yapana itimad eder ve güvenirler , sizde her neyi anlamak ve ona güvenmek istiyorsanız bu delili ve burhanı kullanınız aynı burada gördüğünüz ve anladığınız gibi , nasıl bu delil ile dinimizin esasını ve onun ilkinin cenabı allahı tanımak ve onun allahlığını tüm varlığımızla kabul etmeği anladıksak ve ikinci olarak onun peygemberini tanımak ve onun peygemberinin bu zamanda hazrete mohammedebne ebdollah selellahoelehevealeh olduğunu ve onun son peygember olduğunu ve ondan sonra başka peygemberin gelmiyeceğine inandıksak ve üçüncü olarak onun yerinde oturanları ve onun vesilerini tanımak ve onların on iki imam olmasına inandıksak ve dinimizin dordüncü esası yani sağlam ve doğru konuşan din adamlarını ve onlardan bize doğru rivayet eden alimleri tanımak ve onlardan almağa ve uygulamağa inanmak ve her zaman için cenabı allah böyle kişileri tanımak istiyenlere tanıtıp onları boş bırakmıyacağını öğrendiksek . bundan sonra da bu kadar konular , namaz , oruç haç ve zekat ve çeşitli diğer konular gibi ki dinimizin birer feridirler , hepsini bu riveyet eden din adamlarından ve sıfatları ve özellikleri geçen alimlerden öğrenmemiz ve inanmamız ve  uygulamamız gerekiyor .

YAZMIŞLAR ki bu istek ve düşünce ile araştırmağa başladım ve şimdilik  ŞEYHİ ler ( sheykhi ) hakkında araştırma yapıyorum, şimdiye kadar üç kitap okudum, bunlardan bazılarında istimarın iş arkadaşı olarak tanıtıyorlar şeyhileri şimdilik  kabul edemem o yazarların yazdığını tabi ki  .

DİYORUM ki akıllı ve düşünür adamların yapacağı budur ki her konuda araştırma yapıp hiç bir konuyu delilsiz kabul etmez ve hiç bir şeyi sırf duydu diğe inkar etmezler . buna göre de şeyhi leri inkar eden üç kitap okuduğunuz halde henüz o kitapların yazarlarının düşüncelerini kabul etmemişiniz ve yalnız hakim karşısına çıkanın lehine hüküm vermemişiniz ve ne düşündüğünüzü ilan etmek için  karşı tarafında söylediklerini ve düşüncelerini duymak istemişsiniz  çok beyenilen bir yöntem uygulamağa kalkışmışsınız .

Şimdi  yazdığınız  ŞEYHİ lik  özel bir mezhep değildir hiç bir farkı olmadan isnaeşer şiisidir bu konulan ismide başkaları koymuş, bu nedenle ki biz çok büyük ve değerli alim allahın rahmetine giden şeyh ahmed ehsai ( ki cenabı allah onun derecisini yüceltsin )  hazretlerini taklid edip ve ona inanmışız bize şeyhi demişler  bu konudanda hiç bir şekilde bizi mohammed ve onun ehlibeyti ve dostlarına bağlamaktan ve onlara yakın saymaktan rahatsızlık duymuyoruz  çünkü bizim tüm iftiharımız ve güvenimiz o büyüklerin dostluğuna ve onlara bendelik yapmağa dır . diğerleriylede eğer bir farkımız varsa bizim alimlerimiz başka alimlerden daha çok hazrete peygember efendimizin ve onun ehle beytinin ve dostlerının yüce makamlarını ve feziletlerini ve beğenilen sıfatlarını açıklamaları ve yazmalarıdır .

Velakin okuduğunuz  şeyhileri kabul etmiyen kitapların hangı kitaplar olduğunu ve onların yazarlarının kim olduğunu bilemiyorum  fakat bu yazarların ve böyle konuşanların hangı tiplerden olduklarını ve nasıl olduklarını size yazabilirim ve sizin konuyu iyi anlamanız ve çok duyarlı olmanız için bir açıklama yazıyorum .

Cenabı allahın hikmeti ve adaleti gereyince, halkı peygemberlerin ve höccetlerin getirdikleri dine yöneltmeli ,fakat onları bu dini kabul ve ya red etmeleri için serbest bırakmak ve onların seçme özgürlüğünü onlardan almamalı  ki  her hangı bir kimse hidayete talib ise kendi özgürlüğü ile , her hangı biriside zelalete ve yoldan çıkmağa talib ise oda hendi özgürlüğü ile istediğini secip ve yapabilsin bu dünyada . eğer bazı peygemberlerin hazreti musa ela nebiyyena ve alehe ve elehesselam ve ya hazrati peygember efendimizin sellelahoeleyevealeh gibi harp ettiklerini duymuşsanız bu işin birinci kısmı yani hak dini duyurmak için yapılmış bir iştir .

O niyyet karşılandıktan sonra yani her kes peygemberlerin sözlerini duyduktan sonra milleti özgür bırakmışlar . çünkü peygemberler zahiri ve ikrahla kabul edilmiş inanç lara değil yürekten ve kalpten gelen özgürlükle kabul edilmiş  inanışlara taliplermiş . bu konuya da şahid cenabı allahın sözüdür ki buyurmuş ( la ekrahe fiddine ged tebeyyenerroşdo menel geyye)
لا اِكراهَ فی الدینِ قَد تَبَیَّنَ الّرُشدُ مِنَ الغَیِّ
yani :dinde ikrah yoktur . muhakkak hidayet zelaletten seçilmiş ve aşikar olmuş
. buna göre cenabı allahın peygemberi , emirelmomenin hazretlerine vasiyyet etmiş ki evde otursun ve kılıç çekmesin ve kullanmasın ve buyurmuş ALİ kabe evi gibidir o halka gitmiyecek  halk ona gelecek buna göre de hayat boyunca munafiklerle mudara etti ve onlarla savaşmadı  ve onları rüsva etmedi o hazret . böylece onları işin esası için kullanmış oldu yani onların varlığı ile islam topluluğu çoğalmış ve kuvvetlenmiş oldu ve islamın sesi dünyanın her tarafında duyulmuş ve her kes onu işitmiş oldu, hemide kimsenin özgürlüğü alınmamış oldu . böylece batil yolda olanlar islam siperi altında kendilerinin batil olduklarını açıkça bildirmiş oldular ve cenabı allahın höcceti onlara tamamlanmış oldu ve cenabı allahın adaleti de ortaya çıkmış oldu . bu konuya değinmektedir cenabı allahın bu buyuruşu ( kella nomeddo haolae haolae men etae rebbeke ve ma kane etae rebbeke mehzura )
كَلاّ نُمِدُّ هؤلاء هؤلاء مِن عَطاءِ رَبِّكَ وَ ما كانَ عَطاءُ رَبِّكَ مَحظورا
yani : her kese yardım ederiz , o şahıslar ve o şahıslara cenabı allahın etasından ve senin allahının etası yasak değildir
. cenabı allahın şeytana verdiği möhlette ( zaman ) bu yüzdendir ki şeytan var olmuş ki  her  hangı bir şahıs ona uymak isterse uysun . eğer cenabı allah bundan başka isterseydi şeytanı ilk zamanlarda mahv ederdi, yada onun peygemberi munafikleri kendinden uzaklaştırır ve islam adı ile islama zarar vermeğe musaide etmezdi . sunnilerin söylediği gibi ki diyorlar hazretı peygember efendimizin tüm eshabı iyi iymişler  böyle değil onlardan çoğu munafiklermiş ve cenabı allah bundan haber vermiş ve kuranın munafegun suresinde kendi peygemberine böyle buyuruyor . munefikler ne zaman ki senin yanına gelipde derlerse ki senin allahın resulu olmağına şehadet veriyor ve allah biliyor senin onun resulu olduğunu , cenabı allah onların yalan söylediklerine şehadet veriyor . onlar yeminlerini yalanlarına bir örtü olarak kullanıyorlar . onlar allahın yolunu yasaklamışlar kötü bir iştir onların yaptıkları .

Munafığın esas manasıda budur işte ki, her hangı bir şahıs kalbinde olan düşüncenin tersine başka bir düşünceni ilan eder ve onu savunur , böyle şahıslar hep müslümanlar ve hak olanlar arasında varlarmış şimdide varlar . bunlar şeytanın beşinci direğidirler ve hep dinin ve mezhebin içinden giriş yapar ve işleri bozarlar . hazrete peygember efendimizden sonra nasıl onun zamanındakı munafikler batinlerini zahir edip ve haklı olanların haklarını gasb edip ve onları incitmeğe kalkıştıklarını gördüğümüz gibi . buna göre dir ki islamiyet iddiası edenlerin hepsi gerçek müslüman değil ve iman iddiasında bulunanların hepsi hakiki mömün değiller . olabilir ki bazıları nifakla mömünlük iddiasında bulunur fakat kalbinde mohemmed ve onun alı eleyhomosselamın duşmanlıgını besler . bu tiplerin şiiler topluluğunda olmamaları için hiç bir delil ve mantık ve gerekçe yoktur , buna karşı bu munafiklerin şiiler içerisinde  geçen zamanlarda ve bu günlerde ve gelecektede var oluşları ve olacaklarını tüm rivayetler ispatlıyor .
Bazı şahıslar varmış ki bir imam zamanında ona karşı sevgi ve saygı gösteriyor ondan sonrakı imamı kökünden inkar etmişler .

Yezid oğlu ömerden rivayet vardır ki böyle anlatıyor ve diyor ki bir gün hazreti SADIK elehesselamın huzuruna erdim bana şii nin feziletlerinden epeyce fermayiş buyurdu sonra ilave ettiler o hazret ki  bazı şiilik iddiası edenler , bizden sonra olacaklar ki onlar duşmanlardan beterdirler kötüdürler . ömer sormuş sana feda olum onlar sizin dostluğunuzu iddia edip de duşmanlarınızdan uzak gezmiyorlarmı . buyurdu imam eleyhesselam evet . sordum o hazrete sana feda olum anlatın da onları tanıyalım . imam elehesselam böyle devam ettiler ve buyurdular ki : onlar o şahıslardılar ki benden sonra  zeyd ve ya musanı seçmek için deneye imtihana girecekler .

Bu rivayetten belirlenen ve açıklanan bu ki imam elehesselamın bu sözden amacları zeydiyyedir ki o hazretten sonra onun oğlu zeydi imam kabul ettiler . ve ya şayed o imamın musa ile denenirler imtahan olurlar demesinden amaç fethiyyedir ki o imamdan sonra onun oğlu olan EBDOLLAHE EFTEH i yi imam olarak kabul ettiler ve  hazrete MUSEBNECEFER eleyhomesselama iman getitmediler . burada  açıklamak gerekir ki şiilerin imamlarının altıncısı CEFERE SADIK ve yedincisi MUSEBNE CAFER hazretleri dirler eleyhomosselam .

Yine hezrete SADIK eleyhesselamdan rivayet edilmiş ki :
Halk  bizim hakkımızda üç  çeşide bölünmüş , bazılarının bizi sevmelerinin nedeni bizim gaimimiz ve sonuncumuzu beklemek ve bizim dünya payımızdan bir pay almaktır bunlar bizim sözlerimizi koruyup onları diğerlerinede anlattılar fakat onları uygulamakta kusur yaptılar  cenabı allah onları ateşe itecektir . bazılarıda bizim adımızı kullanarak dünya malından alabilmek ve ekmek yemek için bizi sevdiler ve bizim söylediklerimizi dinlediler ve uygulamaktanda vaz geçmediler cenabı allah bunların karınlarını ateş ile dolduracak ve onları susuz ve aç bırakacaktır . bazıları ise bizi sevdiler ve bizim söylediklerimizi muhafaza ettiler ve bizim emirlerimize uydular ve bizim yaptıklarımızın tersini yapmadılar  bunlar bizdendirler bizde onlardanız .
Yine o hazretten  onlardan çeşitli hadis edenler ve kötü alimler hakkında rivayet edilmiş  ki onlardan bazılarıda duşmanlardırlar yani imamların duşmanlarıdırlar bunlar bizim kötülüğümüz hakkında her hangı bir laf  edemezler fakat bizim bazı ilimlerimizi öğrenir ve bizim şiilerimiz arasında sayılırlar ve saygıdeğer olurlar . bizim duşmanlarımız arasındada kötü olurlar  ondan sonra o ilimlere bizim nifret ettiğimiz yalanları katı katına artırır ve onları bizim şiilerimize bizim sözümüz ve ilmimiz diğe yutturur lar , onlarda bizdendir  diye kabul eder ve doğru yoldan saparlar . bunlar kendileride saptılar bazılarını da saptırdılar .

Bunların zararı bizim zayıf olan şiilerimize yezidin ordusunun HÜSEYN EBNE ALİ ve onun ordusuna veren zaradan daha fazladır . neden  çünkü onlar bunların ruhlarını ve mallarını alıyor canabı allah da  bunlara elden verdiklerinin kaç mislini verecek , fakat bizim duşmanlarımız olan ve kendilerini bizim dostumuz  ve duşmanlarımızın duşmanı olarak gösteren o kütü alimler bizim şiilerimizin zayıflarını şüpheye düşürüyor ve doğru yoldan saptırıyor ve doğru konuşan hak adamlarının isteklerinden mahrum kılıyorlar ,velakin bu zayıfların kalplerinden haberdar olan cenabı allah dinini muhafaza etmekten ve velisinin saygısından başka şeye talip olmıyan kimseleri başı boş bırakmaz bu allatıcı kafirler elinde , ve onu doğru yola hidayet etmek için mömün bendelerini gönderir ve onu bu mömün bendeleri tasdik etmeye muvaffak eder böylece bu adama dünya ve ahiretteki tüm iyilikleri toplar ve onu allatmak isteyen kimseyede dünya ve ahiretteki tüm lanetleri toplar ve nasib eder cenabı allah . 
Bu hadisleri yazmamın nedeni budur ki siz biliniz  şii denilen bu grupların içinde bu söylenilen münafiklerden vardırlar ve şii ismi ile  mohammed ve ale mohammed elehemosselamın şiilerini inkar ediyorlar onların zahirlerine allanmamak gerekiyor  bu son hadisin son kısmında buyurdukları gibi her hangı bir kimsenin kalbinde ve yüreğinde dininin muhafazasından başka ve velisinin tekrimi ve taziminden başka bir isteğinin olmadıgını cenabı allah biliyor ise  bu kötülere allanmağı önler ve onu mömünlerin vasıtası ile hidayet eder ve ona hidayet olma tofiginide vermiş olur cenabı allah ve bu konu daha evvel söylediğim konudur ki tüm güvenimiz cenabı allahın TAYİDi ve onun TESDİDine dir ve ondan bizi hidayet etmeği istemeliyiz ve bizlere vade ettiği ve söz verdiği gibi muhakkak hidayet eder cenabı allah .

İnşaallah bizim meşayihimizin(alimlerimiz)eelellahomegame hom bizi inkar eden bazı inkar edenlerin cevaplarını verdikleri kitaplardan bir kaçını size gönderirim siz de her hangı bir niyetiniz olmadan onları okuyunuz cenabı allah size hakkı gösterecek ve aydınlatacaktır inşaallah . ve sizin okuduğunuz kitapların adını yazmadığınız için onlarda yazılmış olan ve inkarlarının hangı konuda olduğunu bilmediğim için şimdilik her hangı bir cevap veremem onlara ,fakat şimdinin yazarlarının geçen zamanların alimleri ve yazarları hakkında yazdıkları ve söyledikleri inkar konuların genel olarak bellidir  ve size göndereceğim kitaplarda onların hepsine cevap bulacaksınız inşaallah, yalnız bu son buluş ları ve  onları istimarın paralı askerleri olduklarının iddiası dışında ki bu konuyu da cenabı allahın rahmetine giden halesizade yalan olarak söylemiş ve bir yerde yazmış  kendiside bu yazdığına hiç bir delil ve sened ilan etmemiş bunu kendisi yazdığı halde insafsız yazarlar onun iftirasını kabul etmiş ve rivayet ediyorlar .  istimarın mezhep elbisesinde paralı askerleri ismindeki bir kitapda gördüm ki bu konuyu ve bu yalanı çok kol kanat vererek açıklamış ve en büyük delilini  halesizade nin yazmış olduğunu ilan etmiş  bu halesizade dediğimiz adam kendisi ale mohemmed eleyesselamın duşmanlarından ve onların feziletlerini inkar edenlerden dir , hatta ki emirelmomenin hazretlerinin vilayetinin ezanda ilan etmeği yasaklıyanlardanmış bu adam , fakat cenabı allah yalancıları rusva edeceği gibi bu adam kitabında bizim alimlerimizin hakkında yazdığı iftiralar hakkında demiş ki cenabı allahın rahmetine giden bizim alimlerimizden olan seyyed kazım reşti eelellahomegameh rusyanın veladivestek eyaletinde doğmuş ve rusların casusluğunu yaparmış , ben ingilizce olan dayerolmearef kitabına baktığım zaman gördüm ki bu veladivestek denilen eyalet ve şehir bizim alimimiz seyyed kazım reşti nin ölüm tarihinden  yirmi yıl sonra inşa edilmiş ve o zaman yokmuş . şimdi tüm iftiralari böyle görünüz ve böyle biliniz  bilmiyorum bu iftira atan adamların düşünsesi gereğince rus ve ingiliz devletleri hangı nedenle böyle alimleri işe alma gereğini duymuş ve onları irana göndermiş . acaba bunu yapmışlar ki bu alimler yüz elli yıla yakın bir zamanda dokuz yüz elli cilt kitap çeşitli ilimler , hikmet ,isul, fıkh matematik, biyoloji, kimiya, fizik gibi ilimlerde yazarak tüm çabaları islam dinini yaymak ve mohemmed ve alemohemmed eleyhosselamın feziletlerini dünyaya yayarak islam ümmetini dostluğa ve kardeşliğe davet etsinler diye mi , hiç bir hükümet işlerinde hiç bir mudahile etmeden hiç bir yabancı lehine bir adım atmadan ve onların aleyhine bile çok büyük alim benim dedem hac mohemmed kerim han eelellahomegameh vasıtası ile ingilizlerin buşehr limanına  harp gemisi ve asger gönderdikleri zaman naseriyye isminde ve  nasereddin şahın ricası üzere  müslümanların duşmanları ile cahad etmek hakkında yazılmış olan kitap gibi kitaplar yazmak ve yabancıların bu ülkeye musallat olmağın kötülüklerini millete anlatmak için mi göndermişler bu alimleri ingilizler ve ruslar irana . bu alim bu kitap ve başka kitaplarında mesihilerin kendi devletlerinin geçerlerini ve manfaatlarını sağlamak ve kendi dinlerini iranda yaymak ve onu millete inandırmak için yazdıkları kitapların inkarı ve reddini açıklamış ve milleti aydınlatmış . bu tür farzi casuslar ingiliz ve rus devletlerine nasıl bir yarar  sağlıyabilirlermiş acaba . her hangı bir akıllı ve insaflı kişi bu istimarın paralı askerleri kitabını okursa hemen anlıyacaktır ki tüm yazdıkları yalan ve geçersiz sözlerdir ve yazarın amacı bu kitapın yazılışında batininde olan duşmanlık ve bu kitabın satışından sağlanacak olan maddi yrardır . geçenlerde bu kitaba arkadaşların birisinin ricası üzere bir cevap yazdım eğer cenabı allah isterde onu yayınlarsam belki sizinde elinize geçer .

Yazmışlar ki : acaba siz bana  hakkı yazmış ve şeyhi liği haklı olarak açıklamış olan bir kitap verebilirmisiniz lütfen .

Diyorum ki : geçenlerde anlattığım gibi şeyhilerin anlayışları ve inanıçları  isnaeşer şiilerin kinden başka bir şey değil . bize yanlış düşünüyorsunuz dedikleri sözlerin bazıları töhmet ve iftiradır . bizim alimlerimizin yazmış oldukları kitaplardan hiç birisinde bu yaptıkları iftiralara hiç bir delil ve gerekçe bulamazlar . fakat bunlardan bazıları ise onlarla farklı düşündüğümüz konulardır , bunların önemli olanları dört başka konudur . birisi maad ve diğer dünya konusudur ki bize iftira yapmışlar ve diyorlar ki siz  diğer dünynın ruhani olmasına ve cisimle olmamasına inanıyorsunuz . cenabı allah şahidimizdir ki bizim alimlerimiz böyle bir söz söylememişler ve buyurmamışlar, bizim alimlerimiz hiç bir zaman müslümanlığın gereği olan konuların her hangı birisini inkar etmemiş ve onların tersini düşünmemişler . evet  yaptıkları ilmi arayışlarda buyurmuşlar ki bu maddelerden oluşan cisim dönmüyecektit ve insanın geri geleceği, esas cismi ile olacaktır bazı alimler merhum meclesi ve khace nesire tusi de bu düşünceye sahiptirler bizim alimlerimiz bu konuyu ispat etmek için çeşitli akıl ve rivayetlerden deliller getirmişler . insanın cismi ile ahirete ve obiri dünyaya gelmesi ve geri dönmesine inanmak şartdır fakat onun nasıl oluşu dinimizin gerğinden değildir buna görede evam milletin düşüncesinin ve değişinin tersine bir şey demek ve düşünmek dinden çıkarmaz kimseni .  mead ve diğer dünya konusunda şiilerin alimleri arasında ondort başka düşünce vardır ve her kes kendi düşüncesini söylemiş bizim alimlerimizde kendi düşüncelerini söylemiş ve buyurmuşlar .

Biriside mohemmed ve ale mohemmed eleyhesselamın feziletleri konusudur ki bizim alimlerimiz başkalar dan daha çok bu konuyu açmağa ve anlatmağa ve yaymağa gayret etmişler açıkladıklarıda sünnilerin kitaplarında o hazretlerin feziletlerini açıklamış olduklarından daha azdır, sünniler bu konuyu daha çok açıklamış ve anlatmış ve kitaplarında yazmışlar . bazı şiilik iddiası yapanları hangı gerekçe bu konuları açıklayan şii ve ya sünniler le duşmanlık yapmağa neden oluyor bilemiyorum  bundan başka ki bunları inkar etmek isteyenler imamın buyurduğu gibi dost kılığına girmiş duşmanlardır ve ya akılsızlıktan bu duşmanlara uyanlardır demekten başka bir çare kalmıyor . كنترل شد
Biriside  kendi şüphelerimize uymak ve şüphelerle hareket etmektir . bazı fegihler diyorlar ki bu günler biz imamların buyuruklarına yegin edemeyiz fakat onların sözlerine şüphe ile bakabiliriz  biz müctehid olduğumuzdan her hangı bir konuda her hangı bir şüpheye varırsak  o cenabı allahın hukmu bize ve bizi taklid edenlere dir . bizi taklid edenler de her hangı bir itiraz etmeden bizim şüphemize inanmak ve onu kullanmak mecburiyyetindedirler . bu konuyu şeyhiler inkar etmekte ve onu kabul etmemektedirler . şeyhiler diyorlar ki ilim kapıları kapalı değildir ve imamın buyuruklarına varmak ve onlara kesin inanmak mümkündür . şüpheye inanmak ve şüpheyle her hangı bir işi yapmak  kuranda gelmiş yetmiş ayet  ve binden aşkın rivayet gereğince haramdır bu konudada çok kitap yazmışlar ve konuyu deliller ile açıklamış ve anlatmışlar . ben size iki kitap gönderiyorum birisi  merhum hac mohemmed kerim hane kermaninin yazmış olduğu irşadolevam kitabıdır ki şeyhilerin tüm düşüncelerini tohid , nobovvet , imamet ve  şiileri tanımak hakkında yazılmış ve mead ve diğer dünya o kitapta açıklanmıştır . diğeride benim babamın yazdığı ictihad ve taklid kitabıdır ki , şüphye inanmamak ve şüpheyle her hangı bir din konusunu kullanmamak  bu kitapta açıkça anlatılmış  bu iki kitabı okuduktan sonra sizin her hangı bir şüpheniz ve bilmediğiniz kalmaz şeyhiler hakkında . o konulardan bir başkasıda dinin esası ve esas konuları sıralamak konusudur. Ki delilsiz bir söylentiler millet içinde yaymışlar  hal bu ki her hangı bir farklılık yoktur . bu söylenilen tertiple dinin esası ale mohemmed eleyhomosselamın rivayetlerinde sıralanmamıştır ve alimler kendi düşünceleri ile dinin bazı konularını esas saymışlar , geri kalanları ise fru ve kol kanat saymışlar, bazıları dinin esası bir ve oda tohid ve cenabı allahı tanımaktır demişler. bazıları üç tane saymışlar cenabı allah ve peygember ve imamları tanımak , bazıları ise beş tane demişler , cenabı allah ve onun edaleti ve peygember ve mead ve ahirete inanmak ve imamları tanımak , bizim alimlerimizde dinin esasını dört saymışlar birincisi cenabı allahı tüm sıfatları ile tanımak ikincisi cenabı allahın gönderdiği peygemberi tüm söyledikleri ile kabul etmek üçüncüsü imamların varlığına ve onlara tüm feziletleri ile inanmak dördüncüsü şiileri tanımak ve alemohemmed eleyhommesselamın dostlarını dost tutmak ve duşmanlarını duşman tutmak dır . bu buyurdukları fermayişlerinde diğerlerinin dedikleri ile hiç bir farkı yoktur bu söylenilen esasların içinde onların saydıkları beş konuda vardır çünkü cenabı allahın edaleti onun sıfatlarındandır ve obiri dünya ve mead da peygember hazretlerinin getirdiklerindendir, dinin esası olarak saydığımız dostluk ve duşmanlığıda bazı alimler dinin esasından saymışlar genelde eğer bu konulara inanmak gerekiyor ise iki tarafda bu beş sayılan esasa ve ya dört sayılan esasa inanıyorlar , peki bu denilenler  nedir ? eğer aradakı fark esas ve fru ( kol kanat ) kelimelerindeyse bu iki kelimenin açıklanmasında imamlardan gelen haberlerde her hangı bir açıklama yapılmamışdır ki onun tersine kullananın hata yapmasına karar verelim diğe . eğer dinin esası demek bu esaslara inanmamakla dinden çıkarız diğe düşünüyor isek bu dinin tüm konularında böyledir o beş konuya mahsus değildir her hangı bir şahıs namazı orucu hac ve zekatı inkar eder ise , ale mohemmed eleyhesselamı duşman tutarsa ya onların duşmanlarını dost tutarsa dinden çıkmış olur  bunun için anlamda ve manada hiç bir fark yoktur ve bunları söylemek ve bu farkları ortaya koymak , karmaşa yapmak içindir .

Buyurmuşlar ki :   hemide sizden ricam kendi düşüncelerinizi iranın bu günü ve  yirminci asır hakkında  yazınız , bu konular benim için çok önemlidirler .

Diyorum ki : her kes dünyayı bambaşka bir gözle görüyor . benim gözüm ile görmek istiyorsanız bunu anlatmaktan evvel benim düşüncelerimle tanışmanız için bazı konular yazmam gerekiyor onun için diyorum ki :
Ben böyle göruyorum : bu yer yüzünde yürüyen adamların zahirleri , diğer taş ve tahta gibi cisimlerde olduğu gibi bir cisimden uluşmuş ceseddir . fakat bunların cesedlerinin arkasında, bitkilrde olduğu gibi  bir ruh vardır diye düşünüyorum, onlarda bitkilerde gördüğüm işlerin aynısını gördüğüm zaman bu işlerin kökünü onlarda bulunan bitkilerle aynı olan nebati ruh sayasinden biliyorum, yani bu adamlar bitkilerle aynı işleri yaptıkları zaman o nebati ve bitkisel ruhun sayesinde yapabilmelerini düşünüyorum . mesela bitkilerde görüyoruz ki yerden gıda maddelerini alıyor ve onları yapraklarında pişiriyor ve ondan sonra onları hazım ediyor ve sindiriyorlar , bu maddelerden bir kısmını buharlaşma ve diğer yollarla dışarı atıyor diğer bir kısmını ise depo yaparak kendi dallarına ve yapraklarına göndererek onların büyümesini sağlıyorlar, kendilerini dallar ve yaprakları ile beziyorlar ,depo yaptıkları gıda maddelerinin bir kısmı ile erkeklik ve dişilik organlarını ve aletlerini besliyerek onların fonksıyonlarını sağlamakla , erkekler dişilerle bu fonksiyonlar sayesinde tohumlarını döllüyerek  meyva ve tohum yapıp onlarla ürüyor ve çoğalıyorlar . bunlar bazen çok işlek ve pozotif ve ayıktırlar, bazende az işlek ve uyumaktadırlar en sonda bunların dışarı attıkları maddelerin miktarı aldıklarından fazla olunca onların bünyeleri zayıflar ve küçülür ve kurur ve ortadan kalkarlar, bu tür işleri adem oğlunda(adamlarda) gördüğüm zaman mesela onların yemek yediklerini su iştiklerini ve yedikleri ve iştiklerini midelerinde sindirip onların vucudun alabileceyi kısmını organlarına göndererek organların büyümesini sağlıyor ve geri kalanını böbrek ve damarlar ve diğer kısımlarla dışkı olarak dışarı atıyorlar, dünyada bulunan bazı cisimlerden ve bitkilerden kendilerine elbise yaparak kendilerini beziyorlar gıda maddelerinin özünden  bazı organlarında nütfe ve tohum yapıyorlar, erkekleri dişileri ile birleşerek ürüyor ve çoğalıyorlar sonunda da ihtiyarlıyarak  hastalanıp zayıflıyor ve ölüyorlar .  bu işlerin tümünü onlarda bulunan nebati ruhun ( bitkisel ruh) işleri dir diğe görüyor ve düşünüyorum  . ömrünün tümünü fakat bu işleri yaparak geçirenleri başka ağaçlar ve bitkilrden biraz gelişmiş olan ağaç ve bitki görüyorum ve bitkidende başka bir isim onlara söylemek mümkün değildir .

Beniadem de bu nebati ruh tan başka hayvanlarda olan ve bulunan başka bir ruhun varlığını hıss ediyor ve bu adamların hayvanların yaptığı işlerin aynısını yaptıkları zaman bu işleri bunlarda bulunan bu hayvani ruh un işi diğe görüyor ve düşünüyorum . mesela hayvanlarda görüyorum ki görüyor işitiyor ve duyuyor , tadıyor kokluyor ve eşyaya dokunarak onları hıss ediyor   tabietlerine uygun olanlara doğru gidiyor ve olmayanlardan ise uzaklaşıyor ve kaçıyor, diğer cisimlere bitkilere ve hayvanlara tacizde bulunuyor , gördüğü suyu kimindir diğe sormadan içiyor, gördüğü tüm bitkileri kimindir diğe sormadan yiyiyor , erkek hayvanlar dişileri gördüklerinde hiç bir şey düşünmeden onlarla birleşmeğe kalkışıyor, onların yırtıcıları zayıflarını nerede görürse yırtıyor ve yiyiyor , başka bir zoru ve kudreti fazla olan hayvan karşısına çıkmadıkça istediği her işi yapıyor . bazıları aslanlar gibi çok kudretli ve korkmazdırlar bunlar hep diğerlerine taciz eder, bazıları gezal koyun ve bu türler gibi zayıf ve korkaktırlar , kenilerini korumak için kaçarlar, bazıları tilkiler gibi allatıcıdırlar ve işlerini düşünerek yürütürler, bazılarıda koyunlar gibi  hiç bir şey anlamazlar ve zararsızdırlar ve diğerlerine yem olurlar.  beniademde bu tür işlerin yapılmasını gördüğüm zaman bu işleri onlarda bulunan hayvani ruhun işidir diye biliyorun . şimdi hayatları boyunca sırf bu işleri yapan adamları konuşabilen ve diğer hayvanlarla hiç bir farkı olmayan hayvanlar  tanıyor ve  biliyorum . fakat bunların anlama yeteneği hayvanlardan daha fazla dır bu yeteneklerinide kendi maddi ve bitkisel ve hayvansal istekleri üzere kullanıyor ve tüm isteklerini hayvanlardan daha mükemmel yapıyorlar .

Çoğu adamlarda olduğu gibi , hiç bir gıda maddesini yemekten çekinmiyor, suysa içer şarapsada içer koyun eti ise yer domuz eti isede yer helal ise yer haram isede yerler fakat dişlerinin batmadığı zaman yemezler, hiç bir malı haram bilmezler sırf ellerinin varmadığı yada malın sahibinin yemelerine karşı çıktığı zaman vaz geçerler, bunların içlerinde bu işleri yapmamağa hiç bir neden yoktur . diğerlerinin malını yapabilirse çalmakla alır eğer zorluysa zorla gasb eder eğer mümkün ise kumarla mümkün olmaz ise allatarak alır ve götürür . eğer bir kadın görür ise hiç bir şey düşünmeden ve anlamadan ona tazic etme istği  uyanır , kadının isteği olursa istekle olmaz ise allatarak oda olmaz ise zorla yapmak isterler, fakat başka bir zoru fazla olan kimseden çekindiği ve korktuğu zaman vazgeçer bu isteklerinden bu adamlar , yoksa hiç bir karşı gelme hıssı ve ya bu işleri yapmamak için her hangı bir neden yoktur bu adamlarda .

EVET çok az bir azınlık bu beniadem topluluğunda vardırlar ki onlarda bu gördüğümüz hayvansal ve bitkisel ruhtan üstün bir şey görünüyor ve bende görüyorum ki bu adamlar onunla bu hayvansal ve bitkisel ruhlara yönetmenlik yapıyorlar , aç olduğu halde haram yemiyor helalı da yeterince yiyiyor yoksul olduğu halde diğerlerinin malına taciz etmiyor cinsel isteği olduğu halde başkalarının eşine ve kendi eşi olmayan hanımlara bakmıyor ve ilişki kurmuyor kendinden zayıflarını gördüğü halde onların mallarını zorla alabileceği halde onlara zulum yaparak mallarını almıyor ve tüm bu işlerden kaçınıyor . bunların hepsinden anlaşılıyor ki bu adamda hayvani ruhtan üstün bir şey vardır ki bu adamı yönetiyor.  bu da nefse natige dir ki onda hayvanlarda olan ruhtan başka üstün hıss lar ve anlayışlar vardır . bu dediğimiz NATİGE nefsi hayal eder düşünür, ilim tahsil eder, anlayışı vardır . buna sahip olan adamlara baktığım zaman görüyorum ki onlarda iki kısımdırlar . bunlardan bazıları kendilerinde bulunan nebati ve hayvani ruhun karşısında taslim olmuşlar ve bu saydığımız yetenekleri yani hayal ve düşünce ve ilim ve anlama yeteneklerinin tümünü o ruhlarının isteklerini karşılamakta kullanıyor ve  onları oldukları gibi besliyorlar . ilimlerini kendi bitkisel isteklerini karşılamak için çeşitli yemekler üretmek ve yapmakta kullanıyorlar yada kendi hayvansal isteklerini ve tacizlerini ve zulumlarını yapabilmek ve uyguluyabilmek  ve zayıfları en kısa zamanda mahf etmek için çeşitli silahler üretiyorlar . yada kendilerinde bulunan konuşma ve diğerlerini allatabilme yeteneklerini abtalları allatıp ve diğer ilimler ve iktisadi tedbirler ve yöntemlerle diğerlerini istismar edip onlara hüküm sürüp yönetebilsinler diye  kullanıyorlar .

Bunlar eğer bazen hayvansal isteklerini uygulamıyorlarsa başka ve ondan önemli ve çok sevdikleri diğer bir hayvansal isteklerini uyguluyabilmek içindir mesela müdürlüğü çok seven birisi zayıfların mallarını alabilme imkanı varken onun müdürlüğüne zarar verir diğe almaz aksine zayıflara ihsan bile eder ki esas isteği ve müdürlüğü yapabilsin diye  yada az maldan geçer ve almaz ve onları allatarak zamanı gelince çok mal alır ve götürür ve bunun gibiler . 
Velakin  bu nefse natigeye sahip olanlardan başka bir kısmını görüyorum ki bunlar yaptıkları işlerin emirlerini aşağıdan yani bu hayvansal ve bitkisel ruhlarından almıyorlar . 
Bunlar bambaşka ve dışarıda bulunan bir yerden alıyorlar yaptıkları işlerin emirlerini ve tüm ilimlerini bilimlerini düşüncelerini anlayışlarını ve tüm hayvansal ve bitkisel yeteneklerini  o dışarıdan aldıkları emirlerin uygulamasında kullanıyorlar ve hiçbir şekilde bu yaptıkları işlerin kendi hayvansal ve bitkisel istekleri doğrultusunda olup olmadığını düşünmüyorlar . bu dışarıdan gelen emirler dediğimde niyyetim peygemberlerden alınan emirlerdirler ki bunlarada din ismi taşıyan emiler denmiş ve onların emirlerine uyarak o emirleri uygulayanlarsa onlara iman edenler ve onlara inananlardır .

Eğer sizde dikkat ederseniz durumu böyle görürsünüz  şimdi bu dediklerimi unutmayın size başka şeyler anlatayım .

Arkoologlar ve tarihçilerin araştırma sonucu açıklığa kavuşan budur ki yıllar boyunca bu yer yüzünde cisimler ve cemadlardan başka hiç bir şey yokmuş ve yıllar sonra küçük ve tek hücreli bitkiler ve daha sonrada mükemmel bitkiler ortya çıkmış, yıllar boyunca bitkilerden başka hiç bir canlı türü yer yüzünde yokmuş . bitkilerde nesiller boyunca yavaş yavaş kemala erişmiş ve bir uzun zamandan sonra dejenere olmaya başlamış ve ortadan kalkmış ve onların türleri yok olmuşdur . bulunan fosillerden bu gerçek anlaşılıyor ki geçen zamanlarda bazı bitkiler varmış ki onların türleri bu zamanda bulunmamaktadır . bazıları ise henüz bulanmakta ve çoğalmaktadırlar bazılarıda tekamülleri sona ermiş ve yok olmaktadırlar çınar ağacı gibi . evet yıllar böylece geçmiş ve sonralar böcekler gibi çok basit olan hayvanlar bulunmuş, sonraları yavaş yavaş  sürüngenler ve kuşlar ve yırtıcılar gibi  başka hayvanlar oluşmşmlar . bunların türleride uzun zamanlarda mutasyona uğrayarak değişimlere tabi olmuşlar ve bazıları ortadan kalkmış ve yok olmuşlar bazıları ise kenüz vardırlar ve mükemmelliğe doğru gidiyor bazıları ise zayıflıyarak yok olmaya doğru gidiyorlar mesela aslanın türü ingiraza ve yok olmağa doğru gidiyor diyorlar .

Sonrada beniadem bulunmuş bu yer yüzünde tarih öncesi eserlede bulunmuş onlara ayit şeylerden onların çok az düşünebilmeleri  ve akıllarının az olmaları anlaşılıyor. yavaş yavaş zaman geçdikce akılları artmış ilk defa çok basit sanatlar yapabilmişler git gide sanatlarını mükümmelleştirmişler. Tarihin var olmuş zamanından itibaren onların her nesilinin geçen nesilden daha çok akıllılıklarını ve ilim öğrenmelerini görüyoruz toplulukları her geçen gün artmış va artmakta ve tekamüle doğru gitmektedir . diğer canlılarla giyas ettiğimizde görüyoruz ki bir zaman evrimin en yüksek yerine varacak ve diğerleri gibi sonra zayıflıyarak ingiraza ve yok olmağa doğru gidecek ve nihayet yok olacaktır cenabı allah başka bir tür istemez ise .

Eğer dikkatla bakarsanız geçecek uzun zamanların tümünü az bir zamanda inceleyebilir ve görebilirsiniz . mesela insanların düşünebilirliğinin ve şuurunun tekamülünü görmek isterseniz bir çocuğun hayatında büyümesi sırasında göreceksiniz .

Bu çocuğun doğduğu zaman aklının çoğu hayvanlardan az olduğunu göreceksiniz bu akıl çeşidi ilk dünyaya gelen beşerin ve adamların aklına bir örnektir . bakıyor ve görüyorsunuz ki bu çocuk otuz kırk yılda dünyanın en gelişmiş ilimlerini ve buluşlarını öğrenebiliyor  bir yılda geçen bir yüzyıl ( asır ) kadar ilerliyor . beşerin ( adamların ) tarih boyunca gelişmesini bir adamın yaşamında ve kısa ömründe inceleyebilirsiniz hatta ki eğer biraz ince düşünürseniz alemin durumunu tarih boyunca bir nütfede inceliyebilirsiniz . bakarsınız ilk başta bir nütfe ve aynı bir cisim gibi iymiş  , sonra bitkiler gibi ana rahminden aldığı gıda maddeleri ile ve onları sindirip fazlasını dışarı atmak ile her geçen gün büyüyor  onda et oluşuyor kemik oluşuyor dört aylık olunca henüz yanar olmayan çok ince buharlı ruh oluşuyor ve anada olan ateşle tutuşup yanmağa başlarken hayvansal ruha sahipleniyor sonralar yine bu beslenmelerle onun bitkiselliği ve hayvanlığı ilerliyor ve büyüyor ve en son ana karnından dışarı çıkıyor ve nefse natigenin ilk eserleri onda bulunuyor . ilk başta ana sütü ile besleniyor sonraları diğer gıda maddeleri ile beslenerek her bakımdan büyüyor . yirmi beş ve altı yaşlarına kadar onun nebati ve bitkiselliği her geçen gün gelişiyor ve çok kudretli oluyor  kırk elli yaşlarına kadar hep gelişme dönemini geçiriyor sonra yavaş yavaş geri tepmeğe başlıyor ve git gide ihtiyarlıyarak dünyadan gidiyor . onda olan hayvansallık da bitkiselliğin otlaklığında otlıyarak büyüyor ve onunla birlikte gelişiyor ve onun azalması ile de yokluğa doğru ilerliyor . onda bulunan natige nefs ilk başta çok zayıftır  onun gıdası hayvanların gıdasından farklı olduğu için ona gıda maddeleri ve kendine mahsus besinler verilmez ise zayıf kalır . onun gıdası ruhani ve ana babanın ve onun çevresindekilerin terbiye vermeleridir  o sözler ve terbiyeler nefse natigenin besin maddesi ve gıdasıdır .  görüldüğü gibi eğer bir çocuk hayvanlar içinde ve adamlardan uzak yaşar ve büyürse onda hiçbir nefsani gelişme olamaz ve hayvanlar gibi vahşi olur aksine eğer ana baba kucağında büyürse  her gün onların terbiyeleri o çocuğun gelişmesine ve aklının çoğalmasına neden olacaktır  bu ana baba ve çocuğun çevresindekiler ne kadar akıllı ve bilimli ve alim olurlarsa o kadar o çocuğun nefse  natigesi besin alacak ve beslenecek ve akıllanacaktır . mesela büyük şehirlerde büyüyen bir çocuk dağlarda ve bilimsiz adamların yanında büyüyen başka bir çocuktan daha akıllı ve düşünebilir olacaktır muhakkak . tabiki bir bilir ayile içinde büyüyen çocukta hiç bir şey bilmiyen ve akılsız bir ayilede büyüyen çocuktan daha akıllı olacaktır .  
Her halde bu çocuk hızlı ve ya yavaş olsun büyüyecek ve akıllanacak ve abtallığı ve hayvanlığı geçecek ve onun nefse natigesi kuvvetlenecek ve laftan anlıyacak ve söz onu etkiliyecektir . ilk başlarda şuuru çok gelişmediğinden kendi düşünceleri ve kendi oyuna çok bağlı değildir ona ne derlerse kabul eder ve uygular , velakin şuuru geliştikçe ve artıkça kendi oyuna ve düşüncelerine daha çok bağlı kalır ve kendi düşüncelerinde kendini serbest düşünür , fakat bu şuurunu kendi hayvani ve nebati isteklerini  karşılamak ve lehv ve leeb( (gereksiz ve faydasız işler ve eylenceler ) için kullanır . oyunda serbest olmak özelliği ile ana babanın emirlerine karşı gelmeye başlar ve onların buna karşı iyi düşüncelerini ve bunun iyiliğini istemelerini duymamazlıktan gelir ve kendi  şuurunun onlarınkından daha çok olmasını düşünür ve ya dilinde onları kınamaya başlar , bu haller bluğ çağlarında çoğalmaya başlar fakat geliştikten ve büyüdükten sonra  şuuru yine artar ve bu sefer ana babanın dediklerinin doğru olduğu ve onların sözlerinin önemli olduğunun kanaatına varır ve itaet etmeğe ve laf dinlemeye başlar  ve bu sefer akıl ona gelir ve akıllı olmağa başlar ( akıl ile şuur farklı şeylerdirler ) ve kırk elli yaşlarında onun şuuru artık kemala ermiş olur . eğer bu adam hayvansal ve bitkisel özelliğe sahip olanlardan ve onların gözü ile gören ve kulağı ile duyanlardan ve bu hayvani ve bitkisel ruhdan emir alır ve onların dedikleri ve istediklerini uyguluyanlardan ise yavaş yavaş bu bitkisellik ve hayvansallık ihtiyarladıkça ve zayıfladıkça o şuur da zayıflar ve git gide bu adam abtallaşmaya ve anlamamazlığa doğru gider . onlar ölür ortadan kalkar , buda ölür ve biter gtider . fakat eğer bu adam emirlerini dışarşdan alanlardan ve dışarıya dikkat edenlerden ise ne zamana kadar ki o emir veren hayattaysa ve bu ondan emir alır uyguluyorsa bunda olan şuur kalır ve cisminin ve bedeninin zayıflaması ile zayıflamaz ve onların ölmesi ile ölmez .çünkü bu adam kendini hayvanlık ve bitkisellik ve cemadlıktan bağımsız yapmış ve kendini ayri bir yere bağlamış  .bir cam parçasının bir masa üzürine koyulması gibi bu camın tüm bağlılığı masıyadır eğer masa kırılır ve düşerse camda düşer ve kırılır, ama eğer bu camı bir ip ve her hangı bir sağlam sapla tabana bağlarlarsa masanın düşüp kırıldığında cam düşmez ve kırılmaz, neden ? çünkü bu başka bir yere bağlıdır masaya bağlı değildir ki onun düşmesi ile düşsün ve kırılsın . evet sözün etrafı çok geniştir bunları anlatmaktan maksadım budur ki  beşerin ve beniademin geçmişte yaşamış tarihini bir adamın yaşam sürecinin aynasında görmek mümkündür  ve böylece bu malumdan o mechula varmak mümkün olur tabiki . dönelim yazdığım konulara ve tarihin sayfalarını çevirelim . sayfaları çevirdiğimizde buna raslıyoruz ki  bazen beniadem içinde bazı şahıslar bulunmuşlar ve bunlar kendilerini diğerlerinden farklı ve onlardan üstün biliyorlarmış  .bizdeki ruh sizde olan ruhtan üstündur iddiasında bulunmuşlar bu şahıslar . hayvanlarda olan ruhun bitkilerde olmadığı gibi ve bu ruhun sayesinde duymak ve görmek ve koklamak gibi işleri yapabilmek ve bitkilerin bu işleri yapamadıkları gibi, yine adem oğlunda bir nefsin varlığı ve hayvanlarda o nefsin  bulunmadığı gibi , adamların bu nefs sayesinde  düşünmek, hayal etmek, ilim öğrenmek, ihtira edip buluşlarda bulunmak gibi işleri yapabilmek ve hayvanların bu işlerin hiç birisini yapabilmemeleri gibi , bu şahıslar da iddia etmişler ki onlarda üstün bir ruh vardır ki diğer adamlarda  yoktur , öyle işler yapabilirler ki diğerleri onları yapamaz . peş peşe (mütevateren) ölü diriltmek, gelecekten haber vermek cematlara bitkilere ve hayvanlara emir vermek ve bunların o emirleri uygulamaları gibi ,yerde ve gökde bazı değişiklikler yapma işleri , müciz ve hiç kimsenin yapamıyacağını örnek olarak yapmışlar bu şahıslar . ve hiç kimsenin yapamadığı işleri bir çok defa her kesin gözü önünde yapmışlar . bu işlerin inkar edilemiyeceği kesindir ve geçen zamanlarda kimse bu şahısların bu müciz denilen ve hiç bir kimsenin yapamıyacağı işlerin olmuş olduğunu inkar etmemiş ve her kes kabul ve tasdik etmiştir . bizim de bu işlerin ve bu haberlerin yalan olmasına dayir hiç bir delilimiz ve hiç bir gerekçemiz olmadığından onları tasdik ve kabul ediyoruz . çünkü bir şeyi inkar etmek için de bir delil ve gerekçe gerekiyor.
Üstelik  bizim hayvanların yapabileceği çok daha üstün işleri yapabilmemiz ve bizde bulunan hıslar ve özelliklerin hayvandakıların çok daha üstün olması gibi bu şahıslarında bizden üstün özellik taşımaları ve bizim yapabileceğimiz işlerden çok üstün işler yapabilmemelerine ne delil ve mantık ve gerekçemiz var ? bu şahısların olmamalarına hiç bir delilimiz yoktur , aksine var olduklarına delilimiz vardır o da bu söylenilen hikayeler ve rivayetlerdir . bu söylenenlerin doğruluğuna da şahitler ve gerekçeler mevcuddur . 
Evet  bu çeşitli zamanlarda gelen ve bu iddiaları yapan bu şahıslar hepsi aynı bir deyiş ve anlamla demişler ki : ey adem oğlu ey adamlar siz bilmiyorsunuz ve gaflettesiniz  alem ve dünya bu cisimlerle örülü duvarlardan ibaret değildir bu gördüğünüz ve hıss ettiğiniz cisimler ve zaman ve yerin arkasında ve geybinde sizden gizli olan alemler ve dünyalar vardır . bitkilerin gözleri olmadığından sizlerin gördüklerinizi göremedikleri ve sizin gördüklerinizden habersiz oldukları gibi bizimde bazı özellik ve kudretlerimiz ve hısslarımız vardır ki sizin yoktur . bizde var olan ruh sizde yoktur, bizde olan ruh sayesinde biz sizin bilemediğiniz ve anlamadığınız geyb den biliyor ve anlıyoruz . bu ruh la sizin yapamıyacağınız işleri yapabiliriz . size bilinmeyen bir çok iş ve olay dan haber dar oluruz biz bu ruh sayesinde .

Sizin gördüğünüz bu büyük dünya ve bizim gördüğümüz geybdeki alemlerin çok büyük bir yaratıcısı vardır . bu gördüğünüz durumları o yapmıştır bizi sizi ve tüm bu alemi yoktan yaratmıştır onu görmek ve anlamak ve idrak etmek mümkün değil ve olanaksızdır . fakat bizim sizden daha akıllı olduğumuz ve bizim kalbimizin aynasının  sizinkinden daha saf ve düz olduğu için bizim kalbimize vahy göndermiş ve demiş ki tüm alemleri yaratan ve yöneten o dur , ondan başka bir allah yoktur , bize haber vermiş ki size haber verelim ki ondan başka allah yoktur ve bu azim ve büyük fabrikanı ve alemi bunun için yarattı ki , onun ürünleri düşünebilir ürün olsun ve onun büyüklüğünü, kudretini, azimliğini ve tüm sıfatlarını ve özelliklerini  tanısın ve anlasın  ve ona bendelik ve kulluk etsin .

Aslında bu alemler ve onların içindeki tüm olaylar ve hadiseler böyle bir varlıkların ( düşünür varlık , adem oğlu ) gelişmesi için dir . fakat bunların gelişmesi gereğince başka ürünlerde  bil erez yani onların yaratılışı istenmemiş fakat beni ademin ve diğer düşür varlıkların oluşu ve gelişmesi için tüm bu ortam gerekli olduğundan bu istenilmeyenlerde ortaya çıkmış  ve oluşmuşlar ve onlarda eksiklik var oluşu ve olacağı nedeni ile  kemala ermemişler ve onların yapımı ve gelişmesi yarım kalmış ve sonunda da bir kenara atılacaklar . bu madenler, bitkiler ve hayvanlar onlarda olan özellikler farklılıkları ile  yapılışları yarım kalanlardandırlar ve her biri bir dereceye  kadar yükselmiş ve yukarı çıkabilmişler . bunların hepsini cenabı allah fani yapıp ve ortadan kaldıracak ve toprağa geri döndürecektir  siz adem oğulları ve beniadem o üç tabaka ve kesimlerden daha üstün bir ürünsünüz ve yarı yolda kalmamanız ve daha yukarı çıkabilmeniz için istidadınız ve olanağınız ve yeteneğiniz vardır  böylece tam insanlığa ki biz onun tam ve mükemmel örneğiyiz yaklaşabilirsiniz .

Sizin geri kalmanızın nedeni kendinizi sizde olan cemadiyyet nebatiyyet ve hayvanlığa  verip ve esir  etmenizdir .

O kadar kendinizi bu cemadiyyet ve nebatiyyet ve hayvanlığa esir etmişsiniz ki kendinizi onlar  sanıyor ve kendinizle onların yerini değişik düşünmektesiniz , aynı bir ata  binmiş ve kendini o bindiği at sanan gibi , atı arpa istediği zaman kendisi arpa istiyor sanır , atı madiyan ve dişi istediği zaman kendisi kadın istiyor gibi olan , kendinin başka birisi olduğunu ve atı ile farklı kişiliklere sahip olduğunu unutan ve onun yemeklerinin başka şeyler olduğunu ve kendinin sevdiklerinin farklı şeyler olmasını unutan ve atı ile aynı sanan , nihayette kendini unutur yemekten ve kendi isteklerinden ve kendine gerekenlerden uzak kalır ve sırf atı ile ilgilenir ve niheyet gıdasızlıktan ve acından ölür böyle bir adam . şimdi sizlerde böyle bir sorun yaşıyorsunuz cenabı allah bizi göndermiş ki siz atınız değilsiniz diye size hatırlatalım ve öğretelim .
Sizin İNSAN olmanız  ve insanlığı geliştiren işlerin peşinde olmanız gerekiyor , sizin ebedi ve kalıcı bir yaratık olmanız ve bunu gerektirenleri yapmanız lazım , sizin bu bindiyiniz hayvan erken olsun ve ya geç ölüp gidecek , eğer bir ebedi ve devamlı kalan ve hiç yok olmayan yaratık olmak ve devamlı cenabı allahın nimetlerinden faydalanmak istiyorsanız , bizi dinleyin bizim  emirlerimize uyun bizim dediklerimizi yaptıklarımızı ve halkla nasıl geçindiğimizi kendinize örnek alınız . sizin bu sahip olduğunuz cemadiyyet (cisminiz) düzensiz ve itidalsızdır , size onu nasıl düzene ve itidale ve temizliğe kavuşturmanızı  onu nasıl yıkamanızı ona zarar yetirenlerden nasıl korumanızı  ve neler onu itidaldan çıkarır ve ona zarar verir diye öğretiriz . sizdeki cemadiyyetin itidalı , sizde bulunan nebati ruhunun ki oda sizin cemadiyyetinizin saflığından doğmaktadır, itidallı bir nebati ruh olmasını sağlar . bir itidallı nebatın neler yiyebileceyini neler içebileceyini ve onu itidaldan çıkaranların neler olduğunu sizlere öğretiriz , sizin nebatiyyetiniz itidallı olduğu takdirde sizdeki hayvani ruh da itidallı olur ve sizde bulunan nefsi natige ki oda sizin hayvani ruhunuzu bir merkeb gibi kullanmakta ve onu binmektedir iyi bir merkeb olur ve laf dinler ve sizin emirlerinize uyar ve bazı kafası yukarıda olan atlar gibi binenini usandırmaz ve onu yormaz ve kendi istediği yere değil sizin istediğiniz yere gider , bu nefsi natigenin git gide iyileşmesi ve kuvvet alması için her zaman teveccühünüz bize olsun ve bizim yaptıklarımızı kendinizde bulunan nefsi natigeye  öğrnek yapınız ve onu bizde olan sıfatlarla sıfatlandırınız , bu işde başarılı olmanızın işareti bize karşı sevgi duymanızdır , zira sevgi ve saygı iki aynı cins ve aynı sıfatları taşıyan cinsler arasında gerçekleşir , sizlerin teveccühünüz hayvaniyyete oldukça ve kendinizi hayvanlarda olan sıfatlarla sıfatlandırırsanız ve istekleriniz hayvani istekler olursa bize benzemiyecek ve bizim sevgimizde kalbinize girmiyecektir , fakat eğer bizim sıfatlarımızla sıfatlanmış olursanız bize benzeyecek ve bizim sevgimiz yüreklerinize girecek ve dayıma bizi düşünecek ve teveccühünüz bize olacaktır , biz aynı bir ışık saçan ışık kaynağı gibiyiz ki cenabı allahın nuru geybden bize yansımış ve bizdende bu ışık dayıma saçmakta , şimdi eğer sizinde teveccühünüz dayıma bizde olursa  sizinde kalbinize cenabı allahın nuru yansıyacak ve onu ışıklandıracaktır , bu ışık sizi bizde olan ve cenabı allahın sevdiği sıfatlarla sıfatlandırır ve bu işlere devam ettiğiniz takdirde kendiniz cenabı allahın nuru ile ışıklanacaksınız . bu dediğimiz nur  insaniyyet ruhu dur , bu sahip olduğunuz nefsi natige aynı bir ruhsuz bedendir ve o aynı bir soğuk ve ateş almıyan petrol gibi dir eyer kendinizi bize doğru yaklaştırırsanız bizde bulunan ateşin sıcaklığı sizdeki o yanmıyan  nefsi natige petrolunu ısındırır yavaş yavaş buharlaştırır ve bir zamanda kendiliğinden ateş alır ve yanmağa başlarsınız , o zaman göreceksiniz ki bir başka ruha sahip olmuşsunuz ve yeni bir hayata girmişsiniz ve şimdi sizde bulunan hıslardan çok farklı hıslara ve anlayışlara sahip olmuşsunuz , artık o eski  körü körüne öğrenmelere hiç gerek kalmamış ve öyle bir göze sahip olmuşsunuz ki başkalarının öğretmesine gerek kalmadan kendiniz baktığınız her şeyi görüyor ve öğreniyorsunuz , kör lerin  renkler konusunda ve onların nasıl bir şey oldukları hakkında ömür boyu ilim öğrendiklerini ve  nihayet renklerinde ne olduklarını tam olarak anlıyamadıklarını siz o gözle bir bakışla görür, öğrenir ve anlarsınız , o cenabı allahın nuru olan ve tüm kudretlerin menşei olan o nur vasıtası ile öyle bir kudrete ve kuvvete sahip olursunuz ki her neye ol derseniz olur , artık o eski aletlere gerek kalmaksızın istediğinizi yapabilirsiniz , evet eğer bizi kabul eder bizi itaat eder dinlerseniz böyle bir mükemmel varlık olursunuz ve bu nebati ve hayvani merkeblere gerek kalmaz onlar ölürseler siz cenabı allahın ebedi varlığı ile var olacak ve hayatta kalacaksınız ve şimdi hayalını bile edemiyeceyiniz nimetlerle nimetlendirileceksiniz ve cenabı allahın kudreti ile her istediğinizi yapabileceksiniz ve her isteğinizede varacaksınız
Evet  peygemberlerin bu emirleri , bu sözünü ettiyimiz sıfatları onların şeriyetleridir ki onların bazıları cemadiyyetin islahı bazıları nebatiyyet , bazıları hayvaniyyet bazıları ise o nefsi natigenin islahı içindir , o reçete gibi emirlerin hepsi , insanların bir yere toplanması sonucu doğan sorunların giderilmesi içindir . tarihi kitapları sayfalarsak göreceğiz ki bu peygemberlerin her hangi birinin gelmesi ve bazılarının onlara inanmaları ve onları itaat etme sonucu onların gelişmelerine ve hatta ki fikirlerinin genişlemesine ve gelişmelerine neden olmuştur onlar zekalanmışlar ve uygarlığa sahip olmuşlar mesela hazreti musanın gomu ve ümmetinde olduğu gibi . onlar çok düşük zekaya sahip oldukları ve çok zelil oldukları halde hazreti musanın talimleri sonucu ne kadar ilerlemişler ve nelere sahiplenmişler, büyük saltanatlar ve kırallıklara sahip olmuşlar hatta o hazrete inanmamış kimseler ve yehudi olmıyanlar bile yehudlardan farkında olmadan etkilenmişler ve onlarında ilimleri ve uygarlıkları artmış ve bilmeden peygemberin getirdiği şeriyeti almış ve kullanmış ve ilerlemişler . şimdi eğer uzak geçmişlerin ve yehudilerin tarihlerine güvenmiyorsak ve inanmıyorsak islam tarihi gözlerimizin önündedir , hazreti peygember sellalohe eleyhe ve aleh efendimizin öğrettikleri ve şeriyeti sayesinde o çölde vahşice  ilimden uzak yaşıyan ve  çoldeki kertenkeleleri yiyen anlamamzlık ve düşünememek sonucu kız çocuklarını diri diri mezara koyup üstünü örten kimseler , adam öldürmekten başka , at binip çöllerde onun bunun önünü kesip onların varını yokunu almaktan başka bir iş beceremiyen kimseler , öyle bir gelişmeye vardılar ki iran ve rum devletleri gibi çok büyük impiratorlukları dize çöktürüp yendiler . çok büyük ilimlere ve gelişmelere vardılar . selibi harplerde avrupalılar islami ilimlerle tanıştılar öğrendiler ve onların sayesinde büyük gelişmelere vardılar , şimdide avrupada ne varsa o zamandan kapıp öğrendiklerinin arkasıdır geliyor .

Bunların hepsinden bu sonuca varmak istiyorum ki peygemberler beşerin ve adamların akıllarının gelişmesine neden olmuşlar ve onların öğrettikleri ve anlattıkları adamlardakı nefsi natigenin gelişmesine neden olmuş ve millet bu seviyyeye varmış , aynı bir babanın evladı ve onu nasıl terbiye etme konusunda gördüğümüz gibi , o çocuğa hangı yaşlarda neleri öğreteceği gibi , mesela çocukluk çağlarında ona temizlik ve  neler yiyip işmesini ne zaman uyup kalkmasını öğretmesi , biraz büyüdükten sonra ona yazıp okuma ve çeşitli ilimler öğretmek ve onun bunların hepsini anlıyıp anlamadığına çok dikkat etmeksizin yaptıkları talim ler gibi ve daha çok büyüdükten sonra ona diğerleri ile nasıl yapacağını nasıl kareket edeceğini nasıl konuşacağını ve git gide büyümesi ve aklının çoğalması takdirde ona daha çok daha ağır ilimler öğretmeleri gibi . şimdi çeşitli zamanlarda yaşıyıp bu güne kadar gelen bu beşerinde aklının atrması ve çoğalması aynı bir çocuğun büyümesinde olan akıl farklılığı ve git gide bu aklın ve düşüncenin artması ve çoğalması gibidir . bunun için dir ki peygemberlerinde çeşitli zamanlarda beşerin aklını ve anlayışını düşünerek konuları onların anlıyabileceği kadar öğretmişler ve emirler vermişler , anlayışlar ve akıllar geliştikce cenabı allah başka bir peygember üstün şeriyetle göndermiş ve milleti aydınlatmıştır , bu dinlere ve şeriyetlere uyanların hepsi anlıyarak uymamışlar . bazıları aynı bir çocuk gibi anlamadan anne babayı dinlemek ve onlara uyma gibi , konuları ayırt edememek ve anlamamakla birlikte , nefslerininde zayıf olmaları sayesinde itaat etmiş oldukları gibi . altı yedi yaşındaki bir çocuğun babasını dinlemesi gibi , bu çocuğun babasını dinlemesi onun dediklerini ve o söylenenlerin bubun lehine olduğunu bilmemekle birlikte onu dinliyor , bu dinlemek o çocuğun başka olanakların olduğunu bilmemek sayesinde ve başka bir yollar ve çeşitli başka işler yapabilmesini bilmemek sayesinde oluşmaktadır . onun düşünce kapasitesinin henüz gelişmemesi için , aynı bir  soğuk mum gibi her hangı bir şekile soktuğunuz takdirde aynı şekilde kalır ve hiç değişmez , fakat eğer onu bir sıcak ortama bırakırsanız yavaş yavaş ısınır ve hamurumsu olur ve git gide yumuşar ve erir ve şeklini kaybeder ve artık sıvılaşır ve ona verdiğiniz şekiller hepsi bozulur ve kayb olur gider , hangı kapda duruyorsa o kabın şeklini alır , kab dörtgense dörtgen yuvarlaksa yuvarlak olur , aynı o babadan öğrenen ve o öğrendiklerinin hepsi kafasının başka şeylerde çalışmaması nedeni ile senelerce değişmeden kafasında kalan çocuk gibi . fakat kafasının çalışmağa başlaması ile tüm o şekilleri bırakır ve tüm öğrendiklerini unutur . şimdi onun nefsi natigesinin mumu , cemadiyyet ve nebatiyyet kabının içerisinde olduğundan , aklının gelişmesi ve babanın terbiyeleri sayesinde aldığı şekiller , aklının gelişmesinin sıcaklığından erir ve kayb olur ve bulunduğu cemadiyyet ve nebatiyyet kabının şeklini alır aklının gelişmesi ve o donmuş halden çıkmasına rağmen cemadi ve nebati istekler haline gelir bu gelişmeler . bu hal çocuklarda buluğ çağında başlar , bildiğiniz gibi bu çağda çocuk tüm öğrendiklerini bırakır ve aldığı tüm şekilleri kayb eder ve nebati ve hayvani istekler haline gelir , edebsiz ve laf dinlemez olur , anne babanın sözlerine ve dediklerine hiç dikkat etmez onları dinlemez , kendini onlardan daha üstün ve daha akıllı görür , anne baba bu durumdan çok ama çok rahatsız oldukları halde ileride akıllanacak ve bu yaptıklarının hepsini bırakacaktır diye ümid ederler . bu çocuğun bu laf dinlemez hali anne babıya o geçenlerde laf dinler halinden daha çok ümit vericidir , çünkü bu laf dinlememezlik onun aklının ve şuurunun artışı nedeni ile olmuştur , o geçen hali onun aklının azlığından ve şuurunun gelişmemesinden doğmaktaydı . ümid ederler ki yakın zamanda onun nefsi natigesi aklın ateşi ile tutuşur ve alevlenir ve birden bire onda akıl hüküm sürmeye başlar ve tüm o beğenilmeyen ve kötü sıfatları bırakır ve akıllı bir kimse olur , aynı o mum gibi ki daha evvel öğrnek verdik . eğer bizim niyyetimiz ve istediyimiz onun aklının ateş alıp tutuşması ise , onun daha evvel soğuk olması ve bizim istediğimiz şekillerde kalması artık geride kaldı ve ısınarak erimeğe başladı ve bizim yaptığımız şekilleri kayb ediyor ve bulunduğu kabın şeklini almağa ve onun tüm boşluklarını doldurmağa ve bulunduğu kabın şekilsiz halini almağa başladı diye rahatsız olmaz ve üzülmeyiz .  neden , çünkü onun bu erime ve ısınma sayesinde sıcaklığı artarak buharlaşmağa ve birden bire tutuşup alevlenmeye başlamasını biliyoruz diye . onun içinde bulanan gizli ateş dışarı çıkar ve onun vucudunda ferman surer , emirleri o verir diye . artık emirler onun emirleri olur , onda bulunan tüm mumlar o ateşin emirleri ile yukarı doğru hareket ederler aşağı inme yerine yukarı çıkmağa istek kazanırlar buharlaşma ve ateş alma ve ateş gibi yukarı çıkmak isterler .

Şimdi geçen zamanlardada beşerin peygemberleri dinlemek ve onları itaet etmek onların şuur larının az olması ve akıllarının donmuş olmasından ileri geliyordu , onları her hangı bir  şekile sokmak istiyorlardı , donuk olmaları nedeni ile aynı şekilde kalıyor ve hangı davranışları öğretmişlerseydi aynı davranışlarla senelerce değişmeden kalıyorlardı . fakat onların şuurlarının mumu ısındıkca yumuşuyarak eriyorlar ve o öğrendikleri adetler ve davranışlar unutuluyor . her şeyin bir ağırlığı olduğu gibi , bu şuur ve düşünme gücü , doğal ağırlıkları ile aşağıya doğru gider ve sözün ettiğimiz tabii hayvani ve nebati kabın içinde yerleşir ve onun şeklini alır , yani hayvani ve nebati istekler ve meyiller haline gelir ve tüm gücü ile onları besler ve takviye eder , fakat akıllı ve bilen birisi için bu ümüt vardır ki bu eriyen ve donuk halinden çıkan şuurlar ve düşünceler , yakın bir zamanda buharlaşmağa başlar ve akıl ateşi ile yanmağa hazır olur ve onun yanına ve yakınına bir akıl ateşi ile yanan bir yanar şey gelirse bir den bire tutuşur ve yanmağa  başlar ve bu sefer akıl onların hepsinden başa geçer ve o emir verir ve emir sürer . ounun emirleri ile bunlar o hayvani ve bitkisellik kabların içindeki delik deşiklerden dışarı çıkıp aklın göküne ve semasına doğru yukarı gitmeye başlarlar , tüm zülümler ortadan kalkar , karanlıklar giderilir , alem ışklanır , bu devran ki hayvanlığın hüküm sürme devranıdır sona erir ve aklın hüküm sürme devranı başlar , hayvanlıklar her biri kendi yerlerinde hiç bir hüküm süremeden kalırlar ve kurt la koyun aynı yerden su içerler ve bir birlerine hiç bir zulum yapmazlar .

Şimdi bu miktar konuları bildiniz ve bizim düşüncelerimizle az çok tanışmış oldunuz , sizin sorunuzun cevabını ki benim düşüncelerimi yirmimci asır konusunda sormuştunuz yazıyor ve diyorum ki ; كنترل شد
Bu gördüğünüz yirmimci asır dünyasını aynı buluğ çağına yaklaşmış bir çocuk gibi görüyorum , onun şuuru ve düşüncesi artmış ve çoğalmış ve daha evvel dediğimiz gibi onun şuuru donuk halden çıkmış ve erimeye başlamış ve geçenlerden öğrenmiş olduğu tüm adetleri dini konuları şerieti ve başka isimler ile bu güne kadar çok değer verdiği insanlık ve şerafet ve insan severlilik gibi konuları  birer birer bırakıyor ve unutuyor , onun şekilsiz  ve henüz bir şekil almayan şuuru hayvaniyyet ve nebatiyyete ilgi göstermekte ve onların tabietini ve şekillerini almış ve onları besliyor . bu dediklerimin isbatını isterseniz dünyadaki cinayetler ve suç işleme istatiklerine bakınız , bu istatistikler git gide ve her yıl daha fazla suç işlemeler ve adam öldürmeler ve tecavüzlerle artıyor . acıma , şafakat , sevgi , hak tanıma ve başka iyi sıfatlar git gide azalıyor . hayvani tabietler gün güne çoğalarak güçleniyor , tüm tabietler ve ilimler bunların istihdamında ve bunlardan emir almaktadırlar , onların emir vericileri hayvani tabietleridir , erkekler kadınlara karşı besledikleri şehvetin çokluğundan kendilerini kadınlara benzetmekte , saçlarını , elbiselerinin rengini ve şeklini onlarınkına benzetiyorlar , onlar gibi bezek yapıyorlar , kadınlarda erkeklere karşı besledikleri şehvet sonucu kendilerini onlara benzetiyorlar , onların elbiselerini giyiyorlar , gencecik çocuklara sınıflar açarak cinsi dersler veriyorlar . bazı sapıklar ise erkekler erkeklerle ve kadınlar kadınlarla paylaşıyorlar , hatta  ki büyük kanun adamları bu işin yasallaşması için kanun yazıyor ve kanun geçiriyorlar . kızlar la erkekleri bir birlerine karıştırmışlar ve binlerce gayrı meşru çocuk dünyaya geliyor, bunun elacını ve çaresinide kürtaj da bulmuşlar ve kürtaja izin veriyorlar .bazıları ise tüm işlerde hayvanlardan taklit yaparak kendilerini hayvanlara benzetiyor ve saçlarını kirli  ve taramadan öyle karmaşık istiyorlar , tüm insani huyları bırakıyor ve hipi oluyor ve bir azçık şuur kalsın diye razı olmuyor ve tam hayvanlaşıyorlar , bir azçık şuurları onlar istemeden kalmışsada onu da içkiler ve afyonlar çeşitleri ile gidermeye çalışıyorlar . tüm ilimlerinin ve bilgilerinin hedefini kendilerindeki hayvani ve nebati istekler ve temenniler doğrultusunda kullanıyorlar , iktisadi ilimleri sırf daha çok  para kazansınlar daha çok çeşitli yemekler yiyebilsinler , geri zekalıları daha çok istismar etsinler ve onların ceplerini daha fazla boşaltabilsinler diye okuyorlar , sanatlarını ve sanayi lerini daha çok adam öldürebilmek için korkunç silahlar üretebilmek için kullanıyorlar , bu silahlarla zayıfları daha çok istismar etmek onları her zaman tehdid ederek kendi isteklerini onlara yaptırmak ve her zaman onları aynı bir uşak ve çırak gibi kullanmak istiyorlar , zayıfların tüm varlıklarını almak istiyorlar , büyük devletler küçük devletler bir birleri ile savaşsınlar ve harp yapsınlar istiyorlar ki bu arada paralarını onların ürettikleri silahları almak için takdim etsinler ve bir birlerinin kanlarını döksünler ve her zaman fakir  kalarak emniyyetlerinide kayb etsinler , böylece her zaman onların kulları olarak kalsınlar , eğer zayıf devletlere karşılıksız yardım ederlesede aynı bir koyuna yem vermek gibi dir , bu yardım yesin  şişmanlasın ve daha fazla et versin diye yapılıyor, bu yemi koyuna bunun için verirler . Çünkü görüyorlar ve biliyorlar çok zayıf ve yoksul ülkelerden onlara hiç bir yarar sağlanamaz . bir taraftan onlara yardım ederek minnet dar ediyorlar onları diğer taraftan onların tüm çalışmalarının karşılığı olan  ham maddelerini çok ucuz alarak yaptıkları yardımın bir kaç katını alıyorlar onlardan .

Şimdi bunları duyarak zayıflara yazık olmuş diğe düşünmüyelim , zayıflar onlardan daha iyi değiller , bunlarda aynı onlar gibi hayvaniyyet tabietinin esiridirler , bunlarında eğer ellerine geçerse aynı işi kendilerinden zayıfına yaparlar , eğer aslan tilkiye saldırıyor ve onu yırtıyor ise tilkide eline geçer geçmez horuzu boğuyor ve yiyiyor . hepsine sultan ve emir verici hayvaniyyet huyudur , tüm ilimler ve şuurlar onun emrinde ve onun istihdamındadır .

Şimdi İRANIN bu günkü halini görmek ve bilmek istiyorsanız   ( sene 1970  ve devrimden evvel  yazılmış bu kitap) burada da durum aynı dır , her kesin çabası o yirminci asır uygarlığına varmak ve onları taklid etmek tir ,  cenabı allahdan ve onun resulundan sırf ad kalmış onların şeriyetleri yüreklerden kalplerden çıkmış ve gitmiştir , dolu çapak koşuyorlar onlara yetişebilmek için . bunlar bir adım onlara doğru gidiyorlarsa , onlar yüz adım bunlardan uzaklaşıyor ve dünya işlerinde bunlardan öne geçiyorlar , bunların çoğu onlara karşı acayip bir sevgi ve ilgi besliyorlar , kendilerinde bulunan zayıflık nedeni ile onların ilimlerine ve sanatlarına ve sanayilerine varamıyınca  kendilerinin dış görünüşlerini onlara benzetmek istiyorlar , hiç bir kötülük bulamazsınız ki dünyanın öbürü ücünda yapılmış bizim burada gün modası olmasın diğe . eğer dünyanın bir ucunda bir akılsız kadın bir elbise giyerse buradakı tüm uygar kadınlar o elbisenin aynısını giyerler ,  düyanın bir ucunda her hangı bir akılsız laf edilmişse bunlar onu aynı cenabı allah tarafından vahy olmuş gibi kabul ederler , akıl avrupalının aklı , edeb onların edebi dir diğe düşünüyorlar , kendi milli adetlerine geleneklerine bağlı kalmadan onların adetlerini , geleneklerini kullanıyor ve onlardan hiç ayırt edilmiyorlar . eğer her hangı bir kimse kendini avrupalı ve ya amerikalılara benzeterek onlar gibi ingilizce konuşuyor ve onlar gibi elbise giyebiliyorsa ne mutlu ona diye haykırıyorlar buna da iftihar ediyorlar . onların tüm içkilerini  çok yukarı fiyatlarla alıp kendi ziyafetlerinde misafirlerine içiriyorlar , avrupalılara benzesinler diye domuz etini koyun etinden daha fazla fiyatlarla alıp kullanıyorlar , ana dilini kendi çocuklarına öğretmeden onların konuştukları dili öğretiyorlar , çok yukarı fiyatlar ödüyerek çocuklarını ingilizce ders veren kireşlere kayıt yaptırıyorlar ki büyüyüp orta okula ve liseye başladıkları zaman tam bir avrupalı gibi olabilsin onlar gibi konuşabilsin , bu yaşa gelinceye kadar bir defa olsun bile onu camiye  cenabı allahın onun resulunun  adı geçen yerlere götürmüyor buna karşı varını yokunu satarak çocuğunu avrupa ve ya amerikaya  tam ve eksiksiz  bir yabancı olsun diye gönderiyorlar . şimdi bu çocuk  bu terbiye ile çalışkan biri ise orada kalıyor ve yabancıların istihdamına geçiyor ve onlara çalışıyor kendi milletini memleketini anasını babasını unutarak yabancı bir eş de alıyor ve evlenerek oralarda kalıyor para pul servet kazanayım diye dinini imanını milletini memleketini kendi ırkını ve aşiretini bırakıyor , yani bu ülkenin parası ile tahsil yapan bu ülkenin ekmeği suyu ile büyüyen böyle bir çocuk , iki elli  yabancı istismarcı ve istimarcılara takdim olunuyor . eğer çalışkan ve dersle ilgilenen tip değilse bu çocuk bu sefer onların ne kadar kötü huyu varsa öğrenip kendi ülkesine hedye getiriyor . bu çocuklardan dini imanı sağlam kalarak bir ilim öğrenerek kendi ülkesine milletine memleketine hizmet yapmak niyyeti ile dönmüş  ve çalışmağa başlamış olanı çok nadir görünmektedir malesef .

Vallah ki insanın aklı kaçıyor bu nedir böyle , bu garip genel irade zayıflığı neden bu asırda her kesi etkilemekte , neden bu yeni nesil yabancıların huyları etkisi altında kalmış dinlerinin feda etmeleri yetmemiş gibi milletlerini aşiretlerinide onlara kurban ediyorlar . cenabı allaha onun resuluna inanmış bir kimse nasıl keni evinde kendi odasında cenabı allahın ve onun resulunun emilerine ve onun şeriyetine uyarak onları uygulamak istiyor ise ,  bunlarda kendi odalarında gizli yerlerinde bile kendi çocukları ve eşleri ile birlikte tek tek onların yaptıklarını huylarını tekrarlıyarak uygulamak istiyor ve uyguluyorlar . bunlardan daha  acayip olanı , din adamları hocalar , dinin tüm emirlerini ve şeriyeti onların yöntemleri ile uygun bir şekilde uygulamak istiyor ve öyle tefsir ediyorlar . onların yaptıklarını örnek veriyor onların ilimlerini ilim ve mantıklarını mantık ilan ediyorlar . islamın tüm hükümlerini ve şeriyetini sırf cemadiyyet  nebatiyyet , hayvaniyyetin düzelmesi ve toplumdaki düzenin sağlanması için biliyorlar , hal bu ki bunlar hepsi insaniyyetin gelişmesi içindir . esas sonucu unutmuşlar , şimdi böyle düşünmeleri ile birlikte islamın tüm getirdikleri hükümler sırf  cemadiyyet ve nebatiyyet ve hayvaniyyeti düzeltmek içindir diye düşünen ve söylüyen bu kimseler birde tüm ilim kapıları bize kapalıdır diye düşünüyor ve kendilerini cenabı allaha ortak yaparak kendi düşüncelerini cenabı allahın emirleri yerine koyuyor ve millete böyle inanın ve böyle uyguluyun diye emir veriyorlar . böylece dini mobinimize  töhmet yapıyor ve diyorlar ki islam dini diri bir dindir onda içtihad ve oy vermek din adamlarının düşüncelerini cenabı allahın emirleri gibi görmek ve ona inanmak ve onu uygulamak sebestir bu dinde şüphelere inanmak ve din adamlarının şüphelerini ve bir konuda olan düşüncelerini hiç düşünmeksizin cenabı allahın dini olarak kabul etmek ve uygulamak mümkündür . bu din adamları her hangı bir konuda bu günün gereksinmelerine uygun olarak bir düşünce ve bir fikir besler ve onu uygulamak için halka ilan eder ve o konuda din adamının düşüncesi cenabı allahın ve onun resulunun emirleri yerine geçer ve uygulanması her kese vacip olur diye söyluyorlar . allah allah olurmu böyle bir terslik ?. bu sözü açarsak bunun manası budur ki ya cenabı allah bu günün ihtiyaçlarını nazıl etmemiş ve buyurmamış ve ya nazıl etmişte onun peygemberi onu bize iletmekte kusur etmiş ve bu din adamları ve müctehidler peygember efendimizin bu kusurunu gidermek için görevlendirilmişler . bir konuda cenabı allahın vahyı olmadan peygember efendimizin o kunu hakkında bir hüküm sürmeğe hakkı ve yetkisi yok iken bu müctehit cenabı kendi eksik aklı ile cenabı allahtan bir vahy gelmeden peygember efendimizin buyuruklarını o konuda bilmeden günün gerekleri ile bağdaşır şeklinde bir düşünce besleyerek kendi eksik aklı ile kendi şüphelerine dayanarak bir fikir yaparak o fikrini ve düşüncesini halka ilan ederek dindeki bu eksikliği giderecek bu cenab ve böylece bu din her zaman taze ve diri kalacaktır . neuze bellah men gezebollah . نعوذ بالله من غضب الله
Şimdi bir toplumun öncüleri ve rehberleri cenabı allah ve resul namına milleti davet edenler , kuranın yetmiş ayeti gereyince yasak olan bu şüphe ve bazılarının düşünceleri üzere kurulmuş fikirlere uymağın yasak olduğunu açıkca beyan eden bu ayaetlerin varlığına rağmen, milleti kendi şüpheleri üzerine kurulmuş fikirlere ve onları cenabı allahın dini olarak millete kabul ettirmeye çalışan bu adamlar, böyle aşikar halt yaptıkları zaman ,  o dini unutmuş adamlar , cenabı allah va resuluna arka çevirmiş olanlar ve hayvaniyyete doğru gidenler ne yapıyorlar acaba .

Evet bu dur yirmimci asır mütemeddinlerin ve az gelişmiş olan ülkelerin öncüsü olan çok gelişmiş ülkelerin görünüşü ve budur bizim memlekitimizin hali ki onları taklit ediyor ve onlar gibi olmağa çaba gösteriyor ve tüm çabaları ve istekleri onlar gibi olabilmek dir .

Fakat bu gördüklerimizin hiç birisi beklenmedik bir durum ve konu değildir , bunlar hepsi cenabı allahın mülkünün gelişmesinin doğal gereğidir , tüm bu konulardan ale mohammed eleyhomesselamın haberlerinde önceden haber verilmiştir , bunların hepsinin olacağını önceden söylemişler , önceden söylenenlerin çoğunu gözlerimizle görüyoruz , bunuda söylemişler ki tüm hayırlar ve iyilikler bu zamandadır , diyorum ki bunun nedeni şudur ki bu zamanlarda zekalar anlayışlar düşünceler artmış ve çoğalmış , millette daha eskiden olmayan istidad ve başarılar bulunuyor , çok zaman geçmeden bu halk bu gittiği yolun fesaddan başka bir netice vermiyeceğini anlıyacak ve onun zararlarını kendi gözleri ile görecektir , öyle bir duruma öyle bir şartlara girecek ki hiç bir iş yapamaz olacaktır ve kendisi bu yaptıklarından usanarak vaz geçecektir , o zaman bir mükemmel kişi peşinde olacaktır ki kendisini bu durumdan kurtarabilsin . o zamandır ki onların şuur ve zeka mum ları erimeğe başlamış ve yavaş yavaş buharlaşmağa doğru gitmektedir  o haldedir ki onların bu buharlaşmağa başlamış olan zeka ve şuur mum ları alevlenmeğe hazır olacaktır ve o zaman dır ki HAZRETE HÖCCET eccelallaho fereceh geyb perdesinin arkasından dışarı çıkacak ve kendi işlerini yapmağa başlıyacaklar , nasıl bir ev bir oda benzin buharı ile dolmuş ise bir tek kibritin bir kücücük ateşi ile bir den bire ateş alarak yanmağa başlar , o hazretinde mubarek vucudu akıl öncüsü ateşi olması nedeni ile buharlaşmış ve yanmağa hazır olan bu nufusu birden bire alevlendirecek ve hepsı akıllanacaktır . hayvan olduklarına rağmen insan olacaklar ve tüm bu durumlar değişecektir . bir bitkiye hayvani ruh gelirse nasıl bir inkilap  ve devrim olur onun içinde aynı inkilap ve değişiklik  ve hatta ondan daha üstün bir değişiklik olacak , bu nefsi natige sahiplerinin nefslerinde insani inkilap olacaktır . nasıl ki hayvanlar görür ve duyarlar ve bitkiler bu özelliklerden uzaklar ve göremez ve duyamazlar , insanlarda öyle bir özelliklere sahipler ki nefsi natige sahipleri onları tanımamışlar ve o özelliklerden ve o kudretlerden habersizler, insanlık geldiği takdirde o özelliklerde gelecek ve bu nefsi natige sahipleri yeni bir hıslara sahip olacaklar ki daha önce onlarda yoktu , bu hısslar sayesinde çok değişik işler yapabilecek ve çok değişik konular anlıyabilecektir ki daha evvel anlıyabilmez ve yapabilmezdi . bu insanlar bu yeni özelliklere ve bu yeni hısslara ve kudretlere sahip olduktan sonra yeni görev ler alacak ve bu yeni özellikler doğrultusunda görevlendirilecektir , bu yeni görevleri İMAM elehesselam onlara bildirecekler . o kadar değişik ve taze konular anlaşılacaktır ki yeni bir şeriyet ve kitap getirmiş gibi anlaşılacak ve bu konu araplara zor olacaktır diye rivayetlerin anlamı ve açıklaması yukarıda anlattığım konulardır
Bildiğimiz gibi şeriyetin bu mevcut hıslarla , nefsi natige ile anlaşılır kısmı  anlatılmış ve duyurulmuştur bizlerde duymuşuzdur , hazrete höccetin anlatacağı yeni kısmı ise bu mevcut natige hayvaniyyet kulağı ile duyulamaz ve anlaşılamaz onu insaniyyet kulağı ile duymak gerekiyor , insaniyyet ruhu gelir gelmez o sesleri duymağa başlar . güneş ışıgı tüm dünyayı doldurduğu ve bitkilerin bu ışıktan habersiz olduğu , velakin hayvani ruhun bitkiye geldiği  ve göz sahibi olduğu andan itibaren bu ışığı görmeye başladığı gibi . şimdi aynı şekilde hazreti İMAME ZEMAN eleyhesselamın mübarek vucudu bu dünyada vardır ve cenabı allahın nurunu yüreklere yansıtmaktadır , fakat yüreklerin gözü kör ve görmezdir , henüz onların insaniyyet gözleri açılmamıştır , onun çareside nefsin temizlenmesi ve kabiliyyetlerin gelişitilmesidir ki böylece o ruhun gelişinin imkanları sağlanmış olur , o hazret kendi yazılarında verdikleri emirlerde ve bildirdikleri konularda buyurmuşlar ki : sizlerin yaptıklarınız bizden gizli kalmaz , bize  iffetli ve namuslu olmak ile dayanaklılık ve kendinizi kötülüklerden muhafaza etmekle yardımcı olunuz . bu emirler nefslerin itidalı ve onların düzeltilmesi doğrultusunda verilmiş emirlerdir  . böylece insaniyyet ruhunun zahir olması imkanı sağlanmış olur , onların hakikatları görecek gözleri açılmış olur ve o efendimizi tanıma ve onu anlama yeteneğine sahip olurlar . eğer geçen zamanlarda zahir oldukları dönemlerde olduğu gibi sırf o hazretlerin zahirlerini tanımakla onların adı ,soyu , şücaet ve bağışlama ve acıma ,büyüklükleri gibi zahirdeki özelliklerini ve sıfatlarını tanımakla yetinmek yeterli olsaydı , bu kadar uzun bir geybet etmeğe , gözlerden gizli kalmağa gerek kalmazdı , çünkü cenabı allahın kudretinde ve İMAMın allahtan aldığı kudret de , her hangi bir eksiklik yok ki bu eksikliklerin giderilmesini beklemek mecburiyetinde kalsınlar , silahlar ve işin melzumatı sağlandıktan sonra zuhur etsinler ve silah kullanarak kafirleri öldürsünler diye . ilk günden allah isteseydi bu işi yapmak mümkünmüş , fakat o hazret insaniyyete talipdirler , cenabı allah tarafından bu halkın terbiyesine ve onlara insaniyyet ruhunun gelmesinin koşullarını sağlamak için görevlendirilmişler , bu işde silah ve zorla değil talim ve terbiye ile mümkün olur muhakkak . farz edelim bir hayvanı korkutarak zorla kötü bir işin yapmasından vaz geçirelim , böylece bu hayvan insan olmaz , bu uzun geybet ve gizli kalmak o terbiyeleri ve öğretmeleri mümkün kılmak ve muhakkak etmek içindir , İMAM elehesselam cenabı allah tarafından görevlendirilmiş görevlerini yapmaktadır , kendi yazılarında bizi bu işten emin etmişler ve buyurmuşlar ki  biz sizi boş bırakmayız sizin zikrinizi unutmayız fakat bu işe zaman gerekir eğer her hangı bir kimse bir çocuğun öğretimini ve onun iyi bir mühendis olmasını üstlenmiş ise bu bir gecede yapılan bir iş değildir , o çocuğa ilk başda bir ilk okul öğretmenini görevlerdirmek ve bir yıl bekliyerek o çocuğun harfları kelimelerin öğrenmesini ve bir şeyler yazabilmesini beklemek gerekir , ondan sonra onu ikinci sınıf öğretmenine vermek ve onun bir şeyler okuyabilmesini beklemek ve yavaş yavaş daha üst sınıflar ve daha üstün hocalara vererek bu çocuğun liseyi bitirmesini beklemek ve mühendislik okuyabilme yeteneğine sahip olmasını beklemek gerekiyor , bu sefer o kendisi baş mühendis olan hoca bu çocuğa mühendisliği öğretmeye başlar , fakat bu baş mühandisin ve hocanın ilk sınıflarda bu çocuğa alfa be öğretmesi hiç gerekmez , bu baş hoca tüm gereken şartları ve hangı dersleri hangı hocalarla görmesini bildirmek ve o çocuğun hangı okula gitmesi , hangı hocalardan hangı dersleri alması ile ilgilenmesi yeterlidir , onun liseyi bitirip üniversiteye girinceye kadar bu baş hocaya hiç ihtiyacı yoktur bu hoca uzaktan onun ile ilgilenir ve ona gereken programları verir . demek ki İMAME zaman elehesselam geybet etmiş ve ümmetin işleri ile ilgilenen yok , imamda düşmanların korkusundan bir tapanağa girmiş ve kendisini saklamiş diye bir konu yok .           
o hazret tüm varlığı ile cenabı allahdan aldığı emirleri uygulamakta ve ümmetin terbiyesinde ve bilgilenmesinde çalışmaktadırlar , şimdi ümmetin ilk derslerinde ümmetin alimlerini görevlendirmişler , toplumun aklı , anlayışı , zekası şuuru yukarı giddikce o hazret daha üstün alimler daha üstün dersler için görevlendiriyorlar . eğer geybet zamanından bu tarafa şiilerin kitaplarına bakacak olursak öğretimin her yıl ve her yüz yıl geçtikce gelişmesini ve ilerlemesini görürüz . başta söylediğim gibi peygemberlerin fermanları ve emirleri , işleri esastan yapıp düzeltmek içindir , cemadiyyeti düzeltmekten ve onu düzene sokmaktan başlamışlar , ondan sonra nebatiyyet sonrada hayvaniyyet , ondan sonra da natige nefs ve gudsiyye nefsi düzenlemeye ve itidala sokmağa devam etmişler , tüm bu bilgileri kendi haberlerinde beyan etmiş ve buyurmuşlar . alimlerde bunlardan ne zaman ne kadar gerekli imişse milletin ve toplumun haline bakarak , gerekli olan miktarda söylemişler .

ilk senelerde yazılmış olan kitaplarda çoğunlukda şeriyetin zahirinden yazmış ve söylemişler , yani cemadiyyet nebatiyyet ve hayvaniyyet leri düzenlemek için gereken hükümleri yazmışlar , siz fıkh kitaplarını açtığınız zaman size yaptığım açıklamalardan anlıyacaksınız ki hangı hüküm neye göre verilmiş ne için yazılmış . mesela temizlikler , necisler , gusul  abdes , elbiseler ve kalınabilecek yerler hakkında verilmiş hükümler , zahirimizin ve cismimizin , yani cemadiyyetimizin islahı ve düzenlenmesi için verilmiş hükümlerdir . yemekler içmeler , helal ve haram gıdalar hakkındakı hükümler ve bu gibileri nebati bedenimizin itidalı ve düzeni için , ve vekalet şahit geçmeler bir suç konusunda hüküm vermek , çeşitli cezalar hepsi hayvani tacizlerden muhafaza etmek için ve hayvaniyyetleri itidala sokmak ve düzenlemek için verilmiş hükümlerdir . hums  , zekat , sedegeler ve bahşişler ve iktisadi hükümler , toplumun düzeni ve her kesin nisbi bir rahatlığa kavuşabilmesi için ve evlenmeler , boşanmalar ve toplumda nasıl gidip gelme ve nasıl hareket etme gibi hükümler de toplumdakı  irtibatların rahatlığı ve neslin kalıcılığı ve bu gibi konular için verilmiş hükümlerdir . bazı namaz , oruç ve sayir ibadetler de nefslerin islahı içindir . fakat bunların fıkh kitaplarında adlarının  geçmesine rağmen onların zahirlerinden başka batinlerinden hiç bir söz edilmemiştir , mesela nasıl geraat edelim , okuyalım , teleffüz edelim , nasıl okuyalım sureye mubarekeyi , S nı nasıl talaffuz edelim  ,  z nı nasıl diyelim yüksek seslele mi okuyalım yoksa yavaş  ses le mi , nasıl ayakta duralım , nasıl rükü , nasıl sicde edelim ve bu gibi şeyler . hiç bu namazın batini , anlamı ve manasından ve ne için bu ibadetin var olduğundan söz edilmemektedir bu kitaplarda . sırf bu ibadetlerin zahirlerini öğretmişler bu kitaplarda .

fakat zekalar akıl ve düşünceler geliştikce kitaplarda nefsani ibadetler ve seyro suluk adabı ve iyi huylarla huylanma yöntemleri ve cenabı allahın hak yolunda seyr etmek hakkında yazılar yazılmış ve açıklamalar yapılmıştır . bu konuları da anlatmak için fegihlerden  daha üstün din adamları ve alimler görevlendirilmişler .

işte bu sözün ettiğimiz üstün alimlerden bir kısmı da ŞEYHİ lerin alimleridirler ki yüz atmış yıl öncelerden bu zamanın derslerine başlamışlar , o önceki zamanların dersleri ile birlikte ve şeriyetin zahirine gerekli olan konularla birlikte nefs lerin islahı için gerekli olan daha üstün derslere başlamışlar , bu zamanın derslerini canabı allahın kitabından ve onun resulunun sünnetinden ve ale mohammed eleyhomosselamın haberlerinden çıkarmış ve onları kendi kitaplarında , konuşmalarında ve derslerinde beyan etmiş ve buyurmuşlar . yaklaşık dokuz yüz elli cilt kitap yazmışlar , onlardan sekizyüze yakın olan bir kısmı mevcuttur . onlardan çoğu baskıya gitmiş ve yayınlanmıştır ve kalan kısmını da yayınlamaktayız  iki binden fazla konuşma ve binlerce ders onlardan elimizde vardır ki onlarıda yayınlamağa başlamışız , bunların hepsinin konuları dinimizin  bir daha sonrakı ataması için gerekli olan konuları içermektedirler .yani cenabı allahın yolunda seyr etmek ve  eşyaların hakikatını tanımak ve cenabı allahı ve onun sıfatlarını tanımak ve hazreti peygember efendimiz sellellahoeleyhe ve aleh  ve imamlar eleyhomosselam ları ve onların faziletlerini ve megamlarının tanınmasını içermektedirler . bu kitapların genel olarak konuları nefsi natigenin islahı ve düzenlenmesi ve onun insaniyyet ruhunu taşıyabilir özelliğe sahip olabilmesi hakkındadırlar ki böylece imamlar eleyhomesselamı ve onlar gibi mükemmel insanlerı tanımak mümkün olabilir , bu kişilerin varlığı ve bu kitapların yazılışı imam eccelellaho ferecehin zuhuruna bir ayet ve işarettir , aynı sabaha yakın görülen ışık gibi ki güneşin doğuşunun habercisidir . fakat bazı abtallar ve eski zamanların eski derslerin hocaları , kendi sınıfları ve dersleri tatil olacak diye korkmuş ve böyle bir derslerin ve sınıfların ve hocaların varlıklarını bile inkar etmişler , bunlar bu kadar peygemberin gelişinin , bu kitapların nazıl olmalarının hikmetini ve yer ve gökün ve alemlerin yaratılışının hikmetini  bir kaç konuda , heyz ile nifas nedir , cenabet guslu nedir nasıldır ve alış veriş hükümleri nedir diye yetinmişler ve bunları bildikten sonra mezun olunuyormuş  diye düşünüyor , hoca ise kendilerinden başka  hoca yoktur diye düşünüyorlar . fakat yazıklar bilmiyorlar ki bu kocaman alemin yaratılışından gaye bu küçücük konular olamaz ve bunlar değildir tabi ki . bunlar bilmelirler ki bu alemleri yaratan cenabı allahın niyyeti ve gayesi bu işlerden çok büyük sonuçlar elde etmektir ve buna ermek içinde tüm gerekenleri yapmış ve yapacaktır , bunların ağlaması , kışkırıp bağırması bu büyük din adamlarını ve alimleri tekfir etmeleri , kendilerini küçük düşürmekten başka  hiç bir işe yaramıyacaktır .

bu gidişle  hiç bir şekilde geriye doğru dönüş yoktur ve cenabı allah bu halkı yarattığı maksat ve gaye ve iş için öne doğru yürütmekte dir .

gemideki kapitan elbiselerini yırtarsada
cenabı allah gemiyi istediyi yere götürür
yani gemicinin istediği değil , allahın istediği yere gider gemi
cenabı allaha binler defa şükür olsun ki , biz büyüklerimizin yardımı ile bir yere gitmek istiyoruz  ki cenabı allah seviyor  imame zeman ecelellaho fereceh yardımı ve onun onayı ile hak olan sözleri mümkün olduğu kadar söylüyeceğiz ve ale mohemmed eleyhomesselamın zahir olmasının yakınlaşmasına sırf dille değil emel ve yapmakla da dua edeceğiz .

evet sözü kısaltayım , artık söylediğim ve yazdığım konulardan bizim bu zamanlarda bu alemi nasıl gördüğümüzü anlarsınız sanırım inşaallah , size gönderdiğim kitaplardan da bizim alimlerimizin görüşlerini ki onlarda cenabı allahın kitabından ve ale mohammad eleyhomesselamın buyuruklarından almışlar okur ve anlarsınız inşaallah . 
ve sellellaho ela mohemmeden ve alehettaherin ve oliyaehemelencebin . sona erdi zeynolabedin torunu ebolgasem oğlu ebdorrıza eli ile  1391 hicri senesinin recep ayının yedisinin sabahında .

tercüme yapan  eli esger torunu mustafa oğlu cafer seyf , 1431 hicri senesinin muherrem ayının üçü saat 19 ve sellallaho ela mohammeden ve alehetteyyebinettaherin ve leenetollahe ela eedaehem ecmein .

ترجمه جعفر سيف
تاريخ 29/12/1393